Bir kimse, meselâ Zeydin İstanbul'a geldiğini zanneder, ve buna istinaden "Zeyd İstanbul'a gelmediği takdirde benim karım benden boş olsun" dese, sonra Zeyd'in İstanbul'a gelmediği ortaya çıkarsa zevcesi boşanmaz. Çünkü inancına göre Zeyd İstanbul'a gelmişti ve talâkı bu inanca göre talik etmişti.

Bir kimse, zevcesine "İznim olmadan babanın evine gidersen benden boşsun" dese, izinsiz gittiği takdirde boşanır. Fakat bir defa izin alıp babasının evine giderse, artık talâkın hükmü kalkar. Kadın izin almadan babasının evine giderse bir şey icab etmez.

Bir kimse, karısına "Benim iznim olmadan dışarıya çıkarsan benden boşsun" dese; sonra şifahen izin vermeyip, kolundan tutup çıkarırsa, boşanmaz. Ama talâkın hükmü bakidir. Çünkü fiil izin sayılmaz.

Bir kimse, babasının evine giden karısı için "Karımı evime getiren olduğu takdirde o benden boş olsun" dese, sonra kiralanan bir merkeb ve sahibiyle beraber eve gelirse boşanmaz.

Bir kimse, "Zeydin bu işi yapmasını bıraksam karım üç talâk ile boş olsun" diye yemin eder ve haberi olmadan Zeyd o işi yaparsa veya Zeyd'e gücü yetmezse talâkı vaki olmaz.

TALÂK-I RİC'İ VE TALÂK-I BAİN

İki çeşit talâk vardır; Biri Talâk-ı Bain, diğeri Talâk-ı Ric'idir. Talâk-ı bain, üç talâk ile zevceyi boşamaktır. Üç talâk ile meydana gelen beynunete, Beynuneti Kübra denilir. Böyle bir hal vaki olursa kadını boşayanın tekrar onunla evlenmesi caiz değildir. Ancak boşanan kadın başka bir kocaya varır ve o koca da vefat eder veya anlaşmazlık neticesinde o da onu boşarsa tekrar eski kocasiyle evlenebilir.

Yalnız bir kimse hanımını bir veya iki talâk ile boşayıp iddet esnasında ricat etmeden iddet bitinceye kadar onu kendi haline bırakırsa, bu talâk her ne kadar ric'i de olsa ricât hakkını kullanmadığı için Talâkı baine dönüşür ve Beynunet-i Suğra