öne sürülür. Erkek ve kadın bir kabre konulmasını gerektiren bir sebeb varsa arada bir hailin bırakılması zaruridir.

Bütün bu durumlar, ölen iki cenazeyi birlikte veya biri çürümezden evvel diğerini de onun üzerine defn etmek içindir. Ama cenazelerden biri çürüdükten sonra aynı kabri kazıp onda başka bir cenaze defn etmekte bir beis yoktur. Çürüyüş süresi memleketlerin toprak ve havasına göre değişir. Meşgul bir kabri kazıp defn edebilmek için çürüyüş süresini bilen kimselere sorup onların mütalaalarını almak gerekir. Şayet bir kabir kazılıp meyyitin kemikleri çürümemiş bir durumda görülse hemen kapatılması gerekir, yalnız yer dar olursa o zaman kemikler bir köşede toplanır ve yeni ölünün yeri hazırlanır.

Kabir üzerine oturmak veya ona basmak tahrimen mekruhdur. Ancak cenazeyi defn etmek veya buna benzer zarurî bir şey için başka bir geçit bulunmazsa ona basmak caiz olur.

Kabri sulamak, üzerine çakıl taşlarını koymak ve başında mezartaşı dikmek ve bütün akrabalarının mezarlarını bir araya getirmek sünnettir. Resûlüllah (S.A.V.) süt kardeşi Osman bin Maz'unun yanı başında bir taş koydu ve dedi ki: "Bu taşla kardeşimin kabrini bilip, akrabalarımdan vefat edeni yanında defn edeceğim." - Ebu Davud rivayet etmiştir. -

Meyyit çürümemiş ise mezarını kazıp başkasını defnetmek caiz değildir. Techiz ve teklifini yapılmadan defnedilen cenaze bozulmamış ise, çıkarılıp tekfin ve techiz edilmesi gerekir. Bir cemaat bir cenazeye rast gelseler gereğini yapmakla mükelleftirler. Yani, onu yıkayıp kefenleyecek ve defn edeceklerdir. Şayet cenazeyi gören kimse bir ise gereğini yapmak için müslümanlara haber verecektir.

ŞEHİD'İN HÜKMÜ

Üç türlü şehid vardır:

a) Ahiret şehidi, haksız yere öldürülen, gurbette ölen, suda boğulan ve ateşte yanıp ölen gibi anormal olarak vefat eden