Bir kimse bir evin kendisine ait olduğunu iddia edip, "Şu ev benimdir." dese ve üçüncü bir şahıs, yani müddea aleyhten başka bir kimse müddeiye: "Müddea aleyh, seninle sulh etmek için beni vekil etti ve haklı olduğunu itiraf ediyor" diyerek sulh ederse yapılan sulh caizdir. Yalnız müddea aleyh sulh neticesinde aldığı şey kendisi için haramdır.

Bu meselede üçüncü şahıs kendi nefsi için sulh ederek müddeiye para verir ve evi kendine alırsa caizdir. Bu takdirde evi satın almış olur.

Umumi bir yolda, gelen gidenlere zarar verecek bir şekilde tasarruf etmek caiz değildir. Bu husus için hiçbir sûrette sulh yapılamaz. Fakat umumi olmayan bir yolda ortakların izniyle bir ortak tasarruf edebilir. Bu izin, ister bedava olsun ister mal mukabilinde olsun. Kapısı yerine, duvarı, çıkmaz sokağın üzerinde olan kimsenin sakakta hakkı yoktur. O sokakta ortak sayılmaz. Fakat kapısı o sokağa açılan kimse, oraya ortak sayılır. Bununla beraber ortakların izni olmadan ikinci kapı açmağa hakkı yoktur. O yolda hakkı olan kimse, eski kapısını kapatsa da sokağın başından daha uzak bir yerde kapı açmağa hakkı yoktur. Fakat eski kapısını kapatmak şartiyle sokak başına daha yakın bir yerde kapı açarsa caizdir. Çünkü kendi isteğiyle hakkından vazgeçmiş oluyor.

Umumi veya çıkmaz bir yola doğru pencere açmakta beis yoktur. Çünkü duvar kendisine aittir. Onda istediği şekilde tasarruf edebilir.

İki bina arasında bir duvar bulunup birisine ait olsa, sahibinden izin almadan ötekinin üzerine direk koyması caiz değildir. Para mukabilinde izin alırsa icardır. Bedava ise iâredir. Sahibi istediği anda dönebilir. Döndüğü takdirde direk sahibi, isterse icar bedelini verir ve olduğu gibi bırakır, isterse de duvar sahibine; "ben icarını vermem yıkarsan yık, fakat bu kadar ziyanım vardır, onu bana ver." der. Duvar sahibi bu hususta muhayyerdir.

Başkasının duvarında delik açmak veya kazık çakmak caiz değildir. Fakat her hangi bir kimsenin duvarına dayanmak-da ve onun gölgesinde oturmakda beis yoktur.