اَنَا فَرَطُكُمْ عَلَى الْحَوْضِ مَنْ مَرَّ عَلَىَّ شَرِبَ وَمَنْ شَرِبَ لَا يَضْمَاُ اَبَدًا

"Havuz üzerinde ben sizin öncünüzüm. Bana uğrayan ondan içer. Ondan içen de asla susamaz."

SIRAT, CENNET VE CEHENNEM

Hesap işleri görüldükten sonra, Cennet ve Cehenneme gitmek üzere, Cehennemin üzerine kurulan, "Sırat" denilen köprü üzerinden geçiş olacaktır.

Cennet ve Cehennem'in halen mevcud olduklarına dair delâlet eden bir çok âyet ve hadis vardır.

Salih olan kimseler Cennet'te ebediyyen kalacakları gibi, ehl-i küfür de Cehennem'de ebediyyen kalacaklardır. Âsi mü'minler ise gereği kadar cezalarını gördükten sonra Cehennemden çıkacaklardır.

ŞEFÂAT

Şefâat günah işleyip hududu tecavüz eden kimsenin affedilmesi için Allah'a yalvarıp istirham etmektir. Şefâat, bir çok âyet ve hadislerle sabit olduğundan onu inkâr etmek küfürdür. Cenab-ı Hak buyuruyor ki:

مَنْ ذَا الَّذ۪ى يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪

"Onun izni olmadıkça katında kim şefâat edebilir?" (Bakara: 255)

Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor:

لِكُلِّ نَبِىٍّ دَعْوَةٌ مُسْتَجَابَةٌ يَدْعُو بِهَا وَاُرِيدُ اَنْ اَخْتَبِىَٔ دَعْوَتِى شَفَاعَةً لِاُمَّتِى فِى الْاَخِرَةِ