Hem yağmur hem motorla sulanıyorsa ekin ve meyvenin neşvü nemasına göre hesaplanıp zekâtı ona göre verilir. Meselâ, dört defa sulamağa muhtaç olur, iki defa yağmurla, iki defa motorla sulanıyorsa on beşte bir, üç defa yağmurla bir defa motorla sulanırsa onikibuçukta bir, zekât olarak çıkarılır.

Ekinin bir kısmı yağmur, bir kısmı motorla sulanırsa vacib olan miktarı her ne kadar bir değilse de nisabın dolması için birbirine eklenir.

Ekinin habbeleri sertleşmeye başladığı zaman zekâtı vacib olur. Sertleşmeden önce ot halinde iken onu hayvanlara yedirmek caiz olduğu gibi, satmak ve hibe etmek de caizdir, zekâta da tabi değildir. Fakat bir kısmı veya hepsi sertleştikten sonra malikine zekât vacib olur. Artık onda tasarruf edemez. Biçip habbelerini tasfiye ettikten ve zekâtını ayırdıktan sonra tasarruf hakkına sahib olur. Bir kimse bir bağ satın alır, iki üç gün sonra üzüm olgunlaşırsa zekâtı kendisine vacib olur.

Meyvenin de olgunlaşmağa başladığı zaman zekâtı vacib olur. Meyvenin olgunlaşması, (renkli olsun) kırmızılaşması veya sararmasıyla belli olur. Ekin, habbeleri sertleşmeye, meyve, olgunlaşmağa başladığı zaman zekât vacib olur demekten maksat, hemen zekâtı çıkarmak icab eder demek değildir. Belki bundan maksat, ekin olsun meyve olsun hepsi veya bir kısmı olgunlaştıktan sonra artık sahibi onda tasarruf edemez. Ne satabilir, ne de sadaka olarak verebilir, ne de ondan yiyebilir. Hal böyle iken üzüm sahibi üzümünden, hurma sahibi hurmasından yiyemez. Çünkü bu mal artık müşterektir, içinde onda fakirlerin hakkı vardır. Bunun için hurma olsun, üzüm olsun, olgunlaşmağa başladığı zaman, hurma ve üzüm hakkında bilgi sahibi, hür ve erkek olmak üzere iki kişiye bağını veya bahçesini gösterip mahsulun ne kadar olacağını takdir ettirir. Sonra bu bağda ve bahçede bulunan fakirlerin şu kadar hissesini zimmetimde kabullendim diyerek zimmetine geçirir. Sonra mahsulü hem satabilir, hem yiyebilir, hem de teberrû edebilir.

İbni Hacer, "Tühfet El-Muhtaç" adlı kitabında diyor ki: "Gerçekte bu çok zordur. Halk hesaplayıp takdirini yapmadan bağ ve bahçelerinden yediği için, takdir etmeden ondan yemesini caiz gören Hanbeli mezhebini bu hususta taklit etmekte beis yoktur."