bulunduğundan, yerine teyemmüm etmek. Abdestte, bu teyemmüm, sargılı uzvun yıkanacağı sırada yıkanmadan evvel veya yıkandıktan sonra diğer uzva başlamadan önce olacaktır. Yani tertibe riayet edilecektir. Cünübde tertib mevzu bahis değildir.

Dördüncüsü : Sargı abdest azalarında olursa abdestli olması; başka bir yerde olursa cünüp olmaması icap eder.

Beşinci : Sargının, kırık ve yaralı olan yerden başka bir yer kapsamaması gerekir. Ancak sargının bağlanabilmesi için muhtaç olduğu yerin sargının altında kalmasında beis yoktur. Fakat cenabet için bir teyemmüm kafi gelir.

İki uzuv üzerinde sargı olursa abdest için iki teyemmüm alınacak.

Sargılı uzuv teyemmüm azalarından birisi olursa, abdest almak ve teyemmüm etmekle beraber iyileştikten sonra o halde kılınan namazın iade edilmesi gerekir. Zira abdest eksik olduğu gibi teyemmüm de eksiktir. Yine sargılı uzuv teyemmüm azalarından biri olmaz, fakat abdestsiz iken sargı bağlanmış ise namazın iade edilmesi gerekir.

Şayet yaralı veya kırık uzvun üzerinde sargı olmazsa iki şey icab eder. Birincisi teyemmüm etmek. İkincisi, sağlam tarafı yıkamaktır.

Uzuv iyileştiğinden sargı çözülürse, abdestli olduğu takdirde onu ve ondan sonraki uzuvları yıkamak lazım gelir.

NECASET VE İZALESİ

Necaset lügatta: Tiksindirici olan şeydir. İstilahta ise, namaz ve tavaf gibi ibadetin sıhhatine mani olan iğrenç şeye denir.

Necasetin belli başlı olanlarını aşağıya alıyoruz:

1- Mayi halinde olan (az olsun çok olsun) sekir veren şey.

Kur'an-ı Kerim'de: