Sarihi, "Sen bana veya bence annemin veya kızımın arkası gibisin veya sen, annemin arkası gibisin." Mutemede göre bir kimse, karısını, annesinin veya kızının eline ve göğsüne veya karnına benzetse de böyledir.

Kinayesi ise, "Sen, bence annem veya kızım gibisin" veya "Sen annemsin" gibi kelimelerdir. Şayet ziharı kasdederse zihârdır. Yoksa sen onlar gibi değerlisin diye kasd ederse zihar sayılmaz.

Bir kimse, kendi zevcesinin bir cüzünü anne veya diğer muharramattan birisinin cüzüne benzetirse yine zihar sayılır.

Bir kimse, kendi zevcesine "Sen annemsin" dese, zihar değil, talâk kinayesi sayılır.

Talâk, zihar sayılmadığı gibi zihar da talâk sayılmaz. Zihar olayları bu memlekette pek vaki olmaz. Müekkatan zihar sahih olduğu gibi müebbeden de sahihtir.

Ziharda bulunan kimseye keffaret lazım gelir. Keffaret vermeden önce münasebet ve öncüleri haramdır. Keffaret için niyet lazımdır.

ZİHARIN KEFFARETİ

Ziharın keffareti üç hasletten biridir:

Müzahirin, normal ve müslüman bir köle veya bir cariyeyi hürriyete kavuşturmağa gücü yeterse, keffaret niyetiyle onu azad eder. Buna gücü yetmezse ara vermeden iki kameri ay oruç tutar. Şayet ellibeş gün oruç tutar ve bir gün ara verirse, yeniden iki ay oruç tutmağa mecburdur. Yaşlı veya hasta olduğundan buna gücü yetmezse altmış fakir veya miskine fitre cinsinden birer müd verecektir. Altmış günde altmış müd bir fakire verirse kafi gelmez.

Bu keffaretin Haşimi ve Muttalibi olan kimselere verilmesi caiz olmadığı gibi, nafakası müzahire olan kimseye de verilemez. Bu kefareti fakir ve miskinlere verip temlik etmek gerekir. Evinde veya lokantada sabah ve akşam yemeğini yedirmek kafi