kullanılmak üzere satılabilir. Ancak olgunlaşıncaya kadar tarlada bekletilmesi şartıyla satılırsa, bu satış caiz değildir.

Yukarda açıkladığımız gibi ağaçta bulunan meyvenin satışı caiz olduğuna göre, götürü olarak bağın üzümünü satıp devretmenin dinî bir sakıncası yoktur ve olgunlaştığından zekâtı satıcıya aittir. Yani satıcı onun zekâtını vermekle mükelleftir.

SATIŞ MESELESİ

Satış muamelesi dört çeşittir:

1) Satılan malın kaça satın alındığını söylemeden onu satmaktır. Böyle bir satış caizdir. Bu tür alış verişe müsaveme denir. Yalnız müslümanları aldatmamağa ve fahiş bir fiat ile satmamağa dikkat edilmelidir. Resûlüllah (S.V.) buyuruyor:

"Biriniz, kendi nefsi için neyi arzu ediyorsa, mümin kardeşine de arzu etmedikçe (olgun) mümin olamaz."

2) Bir şey satın alıp onu başkasına aynı para ile devr etmek. Buna, tevliye denilir. Şayet parasını fazla göstererek akit yapmış ise, satış caizdir. Ancak fazla olan şeyi müşteriye iade etmek lazımdır.

Bir kimse birisine; şunu maliyetiyle sana sattım, dese, o da kabul ederse satılan nesne için yapılan bütün masraflar dahildir. Bu durumda hem alıcının, hem satıcının satılan malın maliyetini mikdarını bilmeleri gerekir. Aksi takdirde yapılan akit sahih değildir.

3) Bir malı, alış fiyatını, hammaliyesini ve lüzumlu masraflarını söyleyerek ve bir miktar kar ilave ederek satmaktır. Buna, murabaha "kârlı satış" denilir. Bu iki çeşitde doğrusunu söylemek gerekir. Yoksa haram irtikâb edilmiş olur. Hile yapan kimse, Allah'ın indinde mes'ul olur.

4) Bir malı sermayesinden noksana satmaktır. Buna, muhatta "indirimli satış" denilir.