A - ALLAH'A İMÂN



Allah'a imân, Allah'ı bilip ona inanmak, varlığını, birliğini, bütün kemâl sıfatlarıyla muttasıf ve eksik sıfatlardan münezzeh olduğunu kabul etmektir.



ALLAH'I BİLMEK EN BÜYÜK SAÂDETTİR

Allah'ın varlığına ve birliğine inanan, iyilik edeni mükâfatsız, kötülük yapanı da cezasız bırakmıyacağını ve adâletini icra etmek için ahiret alemini yarattığını kabul eden kişi saadet ve huzur içindedir. Bunun için, ebedi âleme açılan Kabir kapısından da korkmaz. Belki o, kendisi için bir sevinç kaynağıdır. Fakat, Allah'ı tanımayan insan, servet, konfor, makam ve evlât gibi refah ve saadet vesileleri telakki edilen bütün esbaba sahib de olsa mes'ud değildir. Kabir ve ölüm düşüncesi her an kalbini kurcalayıp kendisine ızdırap ve azap vermektedir.

ALLAH'I BİLMEK İÇİN EN GÜZEL VASITA AKILDIR

Her uzvun vazifesi vardır. Gözün vazifesi görmek ise aklın da vazifesi düşünmek ve anlamaya çalışmaktır. Beşerin aklı düşünmezse hayat felce uğrar. Bunun için Cenab-ı Hak, insanı düşünmeye davet edip buyuruyor ki:

قُلِ انْظُرُوا مَاذَا فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ

"De ki: Bakın göklerde ve yerde neler var."

(Yunus: 101)

Düşünen insan, kendisini ihata eden varlığa bakar. Nereden geldiğini, kimin tarafından yaratıldığını, hakiki sahibinin kim olduğunu araştırır ve onu bulmaya çalışır. Bir binanın kendi