NAMAZ KILMAYANIN HÜKMÜ

Namaz, kelime'i tevhidden sonra İslâm'ın en mühim rüknüdür. Terki için asla müsaade edilmez. Korku namazı babında beyan edildiği gibi, en korkulu hallerde dahi, yine namaz kılınacaktır. Yalnız normal olarak edası mümkün değilse, yürüyerek veya koşarak eda edilecektir. Hasta olan kimse, ayakta namaz kılamazsa oturarak, buna da imkân olmazsa yaslanarak, buna da imkân olmazsa sırt üstü yatarak, buna da kudreti yetmezse baş veya göz işaretiyle eda edebilecektir.

Namazını bile bile terk eden kimsenin, Hanefi mezhebinde cezası hapis ise de, Şafiî mezhebinde, nedamet getirip namaza başlamazsa cezası idamdır.

Sübûtü ve delâleti kati olan, her hükmü inkâr etmek küfür olduğu gibi namazın farzıyyetini inkâr etmek de küfürdür. Resûlüllah (S.V.) buyuruyor:

اُمِرْتُ اَنْ اُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا اَنْ لَآ اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ وَيُقِيمُوا الصَّلَاةَ وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ فَاِذَا فَعَلُوا ذٰلِكَ عَصِمُوا مِنِّى دِمَاءَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ اِلَّا بِحَقِّ اْلاِسْلَامِ وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللّٰهِ

"Şehadet edip namaz kılana ve zekât verene kadar, insanlarla savaş etmeğe emrolundum. Bunları yaptıklarında, İslâmın hakkı müstesna, kan ve mallarını benden korumuş olacaklardır. Hesapları ise Allah'a aittir." (Buhari-Müslim)

Bu itibarla beş vakit namazın farz oluşunu inkar ettiği halde kendini müslüman sayan kimselerin İslâmiyet'le asla ilgileri yoktur. Onlardan evlenmek caiz olmadığı gibi kestiklerini de yemek caiz değildir.