sabun hükmünde olup zekâta tabi değildir. Bunun için bir kimse kuru temizleme müessesine sahip olup onu çalıştırırsa elde ettiği kazancın zekâtını vermez.

Gasp, çalma, ödünç rehin ve kayıp olma gibi bir sebeple malikin elinde bulunmayan altın, gümüş ve ticaret eşyası zekâta tabidir. Yani üzerinde bir sene geçse zekâtı farz olur. Yalnız rehin ve tahsili kolay ve vâdesi gelmiş borç müstesna adı geçen ve benzeri şeylerin zekâtı aynı anda verilmesi gerekmez ancak tahsil edildikten sonra zekâtının verilmesi lâzım gelir.

Bir kimse birisinden bir nisap miktarı borç alıp harcamadan yanında bir sene tutarsa, kendisine zekât farz olduğu gibi borç verene de farz olur.

Bir kimsenin zekâta tabii olan malı üzerinde bir sene geçerse, fakat o kadar veya daha fazla vereceği varsa zekâtın farz olmasına bir engel teşkil etmez. Yalnız Hanefi mezhebine göre borç miktarı çıkarılır, kalanın zekâtı verilir.

FITIR ZEKÂTI

Fıtır zekâtı, hicretin ikinci senesinde ramazânı şerifin farz olduğu senede farz kılınmıştır. İbni Ömer (R.A.) diyor ki:

فَرَضَ رَسُولُ اللّٰهِ {ص} زَكَاةَ الْفِطْرِ مِنْ رَمَضَانَ عَلَى النَّاسِ صَاعًا مِنْ تَمْرٍ وَصَاعًا مِنْ شَعِيرٍ عَلَى كُلِّ حُرٍّ اَوْ عَبْدٍ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثَى مِنَ الْمُسْلِمِينَ

"Resûlüllah (S.A.V.) Ramazan-ı şerif'de hurmadan veya arpadan bir sa', müslümanlardan hür olsun, köle olsun, erkek olsun, kadın olsun herkese farz kılmıştır." (Buhari, Müslim)