yatsı namazını da akşama getirip beraber kılabilir. Buna cemi sala ve cemi takdim veya ta'hir denilir. Cemi sala hususunda Hanefi mezhebi muhalefet ediyor. Caiz olmadığını kabul ediyor.

Nezir ve nafile namazları ile hazarda iken kazaya kalmış olan farz namazlar kısaltılmaz.

Bir kimse bir yerden yola çıkarsa, yolculuğun başlangıcı o yerin varsa surunun (beden) bitimidir. Sur yoksa evlerin veya çadırların bitimidir. Harabeleri, bağ ve bahçeleri geçmek şart değildir.

Yolculuğun bitimi de, memleketine dönecekse, başladığı noktadır. Yoksa, nerede kalmak istiyorsa orada biter.

Giriş ve çıkış günleri hariç, dört gün bir yerde kalmak için niyet eden kimse, oraya vardığında yolculuğu sona erer. Artık seferi namaz kılamaz. Yani ne namazı kısaltabilir, ne de cem'i takdim ve tehir (ileri-geri) yapabilir.

Bir yere varmış, yolculuk müddetini geçmeyecek kadar her zaman için işinin görüleceğini uman kimse, onsekiz güne kadar seferi namazını kılabilir. Ondan sonra ayni hal devam etse artık seferi namazı kılamaz. Fakat bir kimse memleketine dönmek için, yoldaş bulmak maksadıyla bekliyorsa, seferi namazı kılamaz.

Misafir olan kimse, seferi namazın niyetini getirir ve sehven dört rek'at kılar; yalnız her rek'atte birer secde unutursa, kendisi için iki rek'at namaz meydana gelmiş sayılır. Ancak selâmdan önce secde-i sehiv getirmelidir.

SEFERİ NAMAZI KILMANIN ŞARTLARI

Seferi namazı kılabilmek için sekiz şart vardır:

1- İster dinî, ister dünyevi olsun bir maksat için uzun bir yolculuğun bulunmasıdır. Gayesiz nereye gideceğini bilmeden gezintiye çıkan kimse, binlerce kilometre kat'etse de, seferi namazı kılamaz.

Gitmek istediği yere, biri kısa, biri uzun olmak üzere iki