شَرُّ الطَّعَامِ طَعَامُ الْوَلِيمَةِ يُدْعَى اِلَيْهَا الْاَغْنِيَاءُ وَيُتْرَكُ الْفُقَرَاءُ وَمَنْ لَمْ يُجِبَّ الدَّعْوَةَ فَقَدْ عَصَى اللّٰهَ وَرَسُولَهُ

"En kötü yemek, zenginlerin çağrılıp fakirlerin çağrılmadığı (evlenme münasebetiyle yapılan) velime yemeğidir. Davete icabet etmeyen, Allah ve Resûlüne asi olmuştur." (Müslim)

Davete icabet etmenin vacip olmasının sekiz şartı vardır:

1 - Çağıran ve çağırılanın müslüman olmaları.

2 - Muayyen kimselerin çağrılmaması. Bütün mahalle veya komşular veyahut köy halkının tamamı çağrılmış olmalı.

3 - Bizzat yemek sahibi veya vekili tarafından davetin vaki olması. Meselâ gelmek isteyen gelsin diye umumi bir davet yapılırsa icabet etmek vacip değildir.

4 - Yapılan yemek bir günden fazla devam ederse, birinci günde davetin vaki olması. İkinci ve üçüncü günlerde vaki olan davete icabet etmek vacip değildir.

5 - Korku için davetin vaki olmaması.

6 - Hastalık veya başka bir mazeretin bulunmaması.

7 - Yemek mahallinde onu rahatsız edecek zalim ve ahlaksız bir kimsenin bulunmaması.

8 - İslamın kabul etmediği gayri meşrû bir şeyin bulunmamasıdır. Ancak oraya gitmesiyle gayri meşrû olan şeyin izale edileceğini biliyorsa icabet etmesi lazımdır.

YEMEĞİN ADABI

Yemekten ve içmekten önce - cünüp ve hayızlı olan kimse de dahil - her kesin besmele çekmesi sünnettir. Besmelenin azı Bismillah, tamamı Bismillahirrahmanirrahim'dir. Bununla beraber bir cemaat için Sünnet-i Kifâyedir. Onlardan birisi söylerse kafidir. Yemeğin başında besmeleyi unutan kimse,