Bir kimse şüphe ile, yani zevcesi olduğu zanniyle yabancı bir kadınla münasebette bulunursa, kadına mehrimisil vermek icap eder. Kezalike "nikâhı fasit" bir kadınla evlenir ve münasebette bulunursa kendisine mehrimisil vermek gerekir.

Bir kimse bir kadınla evlenir ve münasebet olmadan evvel birbirinden boşansalar, kadın mehrin yarısına müstahaktır.

Mehir nikâhın şartı yahut rüknü değil, üzerine terettüb eden bir eserdir. Bunun için akit esnasında ondan söz edilmese de nikâh sahihdir. Cenab-ı Hak buyuruyor:

"Kadınların mehirlerini veriniz." (Nisa:4)

Mehir, mücerred akit veya cinsi münasbetin vuku bulmasıyla vacip olur. İster akit esnasında tesmiye edilsin, ister edilmesin. Yalnız akitte tesmiye edilmesi ve gümüşten on dirhemden aşağı ve beş yüz dirhemden yukarı olmaması sünnettir. Fakat daha az veya çok olsa da caizdir.

Bir kadın, mehrini almadan ondan tasarruf etmesi, yani satması, hibe veya vakf etmesi caiz değildir.

Bir kadın, istediğinden aşağı ve aynı zamanda onun gibi akrabaların mehrinden az bir mehirle evlendirilse, tesmiye edilen eksik mehirle değil, mehrülmisil ile nikâhı sahihdir.

Akitte mehir beyan edilse ne âla, edilmezse nikâh mehrülmisil ile akd olmuş olur.

Koca karısının mehrini vermekten aciz kaldığı takdirde şayet zevce sabrederse ne âla, sabr etmezse nikahı beş şart ile fesh edebilir.

1 - Akıllı olması.

2 - Baliğe olması, deli veya çocuk olursa fesih yetkisi kendisine değil,, velisine aittir.

3 - Zifaftan önce olması. İhtiyariyle kocasına zifaf imkanını verirse fesih hakkı düşer.

4 - Mehir verme aczi ya kendi itirafiyle veya hakimin huzurunda, şahitlerin şehadetinin sübûtiyle. Aksi takdirde fesih hakkına sahip değildir.