ÖNSÖZ

Allah'ın indinde en yüce makam sahibi ve insanlık için çıkarılan en hayırlı ümmet Muhammed S.A.V.'in ümmetidir. Kur'an-ı Kerim bu gerçeği serahaten beyan ettiği gibi, daha önce inzal buyrulmuş semavi kitaplarda bu hususa yer vermiştir.

Bu ümmet, Kur'an-ı Kerim ile Sünneti Resulüllahın ışığı altında doğruluk, fazilet ve ilim kapısını açarak, cehalet ve gaflet uykusuna dalmış insanlığı uyandırmış, adeta beşeriyete can vermiştir. İnsana yeryüzünde hilafete layık biricik varlık olduğunu göstermiştir.

Bu ümmet İslama, İslamın ebedi hakikatlerine sarıldığı sürece ruh ve ahlak yönünden ilerlediği ve bu konuda hayranlık uyandıran örnekler verdiği gibi, insan hayatını dengeleyen maddi sahada da ilerlemiş ve bu hususta beşeriyete göz kamaştırıcı ışıklar saçmıştır.

Bu ışığın aydınlığında mesafe kateden batı alemi bugün hepimizin müşahede ettiği gibi ilim ve fende terakki göstermiştir. Beyan ettiğimiz gibi bu ilerlemede İslam alimlerinin ve aleminin büyük bir payı bulunmaktadır. Bir çok Avrupalı ilim adamı Endülüs medreselerinde müslüman alimlerden ders okuyarak içinde bulundukları karanlıklardan kurtulabildiler.

Düne bakarak bugün İslam aleminin içine düştüğü içler acısı durum karşısında sarsılmamak, maddi, manevi sahalardaki esef verici bu duruma bakarak derin bir hüzne kapılmamak mümkün değildir. Asırlardan beri sömürgeci ve emperyalistlerin boyunduruğu altında hiçbir canlılık belirtisi gösteremeyen müslümanların günümüzde yer yer bu esaret zincirini kırdıkları intibaını veren çırpınışları oluyorsa da hakikatte durum bu şekilde değildir. Henüz müşrik dünyasının kafasıyla düşünüyor, onların bakış açılarıyla bakıyoruz hayata. Ekonomik bağımsızlığın işlendiği günümüzde müslümanların en büyük bağımsızlık mücadelesinin ruh ve akıl gibi hayati öneme haiz sahalarda cereyan edeceği belli bir telakkinin sınırlarını aşar ciddiyettedir.