كَانَ رَسُولُ اللّٰهِ {ص} يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ خُطْبَتَيْنِ يَجْلِسُ بَيْنَهُمَا

"Resûlüllah (S.V.) cuma günü iki hutbe okur ve aralarında otururdu."

HUTBENİN RÜKÜNLERİ

Hutbenin beş rüknü vardır:

a) Her iki hutbede Allah'a hamdetmek.

b) Her ikisinde de ismini veya sıfatını zikr etmek sûretiyle Resûlüllah'a salavati şerife getirmek. Şayet zamiri zikr etmekle salavat getirilirse kâfi etmez. Hamd ile salavatın lafızları muayyendir. Hamd yerine şükür, salat yerine rahmet kelimesi getirilirse kâfi gelmez.

Yine Lafza-i Celâl'in zikredilmesi gerekir. Ondan başka Allah'ın diğer bir ismi veya sıfatı söylense caiz değildir. Fakat Peygamber (S.V.)'in ism-i şerifini zikretmek icabetmez; nebi veya resûl denilse kâfidir.

c) Her ikisinde de takvayı tavsiye etmek. Yalnız tavsiye veya takva kelimesini söylemek şart değildir. Etiu veya Rakibû kelimesini "usiküm bitakvallah" kelimesi yerine söylemek caizdir.

d) Hutbelerden birisinde bir ayet okumak. Birinci hutbede olması daha efdaldir.

e) İkinci hutbede mü'minlere dua etmek. Mevcud cemaata hitaben "yağfirullahü leküm" dese yine kâfidir. Müslümanların başındaki müslüman devlet erkânının islahı, hak ve adeletten ayrılmamaları için dua etmek sünnettir. Bir hatip, hutbesini kısaltıp sadece hutbenin beş rüknü ile iktifa ederse caizdir.

Hatiplerin dikkat etmeleri gereken bir husus vardır, o da şudur. Hutbenin kısa olmasıdır. Peygamber (S.V.) hutbelerini