buyuruyor: "Müşriklerden biri aman dileyerek sana gelirse ona aman ver ki Allah'ın sözünü dinleyebilsin." (Tevbe: 6)

İslâm toprağına girdikten sonra canı, malı ve her şeyi korunacaktır. Ancak İslâm hududunu aşarsa gereği ne ise yapılacaktır.

DÂR-I İSLÂM İLE DAR-I HARB

Dâr-ı İslâm, Müslümanların fethettikleri veya ahâlisi kendiliklerinden müslüman olmuş bir ülkedir. Bu iki şekilden birisiyle İslâmın hükmü altına giren bir ülke artık hiçbir surette Dâr-ı Harbe dönemez; ebediyyen Dâr-ı İslâm kalır.()Buna binaen Endülüs, Filistin, ve gaddar, insan kassabı olan Rus ve Çin istilasına uğramış İslâm diyarı, böyle kaldığı müddetçe bütün müslümanlar Allah'ın indinde sorumludur.

Dâr-ı harb ise hiçbir zamanda İslâm hakimiyeti altına girmeyen ülkedir. Hanefi ulemasından İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed'e göre ise Dâr-ı harb ile Dâr-ı İslâm'ın durumu değişiktir. Onlara göre Dâr-ı İslâm, içinde İslâm ehkâmı tatbik edilen yerdir. Dâr-ı harb de bunun aksidir. Yani içinde İslâm ehkamı tatbik edilmeyen yerdir. Onlara göre Dâr-ı İslâm Dâr-ı Harb'e dönebilir.

İmam-ı A'zam'a göre ise Dâr-ı Harbe komşu olup içinde İslâm ahkâmı icra edilmeyen ve içinde ne müslüman ne de zimmî olan kimse, emin olarak kalmayan ülke, Dâr-ı Harb'e döner. Bu kavle göre ancak Endülüs, Bulgaristan ve Yunanistan gibi yerler Dâr-ı İslâm'dan çıkıp Dâr-ı Harbe dönmüş olur.

ZİNA VE KAZF

Zina, bütün semavi dinlerde büyük bir günah sayıldığı gibi İslâm dininde de büyük bir günahtır. Gayrı meşru olarak Kubul'de münasebette bulunmak zina olduğu gibi dübürde de