namaz kılınabilecek kadar veya daha fazla uzak olan yerlerde ise, ne oruç tutmak ne de bayram yapmak hususunda o ülkeye tâbi olunmaz. Meselâ: Libya'da veya Tunus'ta hilâl görülse, Türkiye'de mevcut bulunan müslümanlar onlara tâbi olmazlar. Ancak bir ülkede rü'yet-i hilâl sâbit olduğundan oranın hâkimi oruç tutmak veya bayram yapmak için hüküm verirse hâkimiyeti altında bulunan herkes - Şafiî'ler dahil - hâkimin hükmüne uymaya mecburdur (). Fakat hâkimiyeti altında olmayan Şafiî'ler oranın hükmü altında yaşamadıklarına göre oruç ve bayram hususunda oraya tâbi olamazlar. Şu mühim hususu belirtmek isterim. İctihadi mes'eleler için müslümanların birbirine girip münâkaşa yapmaları doğru değildir. Bir mezhebde bir husus caiz olmazsa diğer mezhebde câiz olabilir. Her dört mezheb hakk olduğuna göre ta'assup göstermek yanlıştır. Meselâ: Hanefi mezhebine uygun düşmeyen bir husus, Şafiî mezhebine uygun düşebilir. Binâenaleyh rüyet-i hilâl ve bayram meseleleri için birbirimize düşüp tekfîr etmenin ma'nası yoktur.

Adil bir kimsenin şahadetiyle oruç tuttuğumuz zaman, otuz gün dolduğunda ay görülmese de bayram yaparız. Bunun için, Şaban ayının yirmi dokuzuncu günü güneş battıktan sonra, ayın araştırılması lazımdır. Görülürse ertesi gün oruç tutulur. Aksi takdirde Şaban otuza tamamlanıp, ertesi gün, ay görülmese de oruç tutulur.

Ramazan-ı şerifin yirmi dokuzuncu günü güneş battıktan sonra da bayram ayı araştırılmalıdır. Görülürse bayram yapılır. Aksi taktirde otuz gün tamamlanır. Ve bayram yapılır.

Ay bir yerde görülürse, yüz kırk dört kilometreden az olan yerlere hükmü cari olur. Diğer yerlerin durumu böyle değildir. Ayın görüldüğü yerde bulunan kimse, uçağa binip ayın görülmediği uzak bir yere giderse, yine oruç tutmak zorundadır.

Bir kimse bir yerde bayram yaptıktan sonra, bayram yapmamış uzak bir yere giderse orada bulunanlar gibi imsâk eder.

Gündüz vakdinde görülen ayın hiçbir hükmü yoktur. Bunun için Ramazana nisbet edilirse de imsak gerekmez Şevvale nisbet edilirse orucu bozmak caiz değildir. Şehadeti makbûl