vermesi ve evlenmesi caiz değildir. Şayet bir şey satın alır veya borçlanır ve elinde telef olursa ne şimdilik ne de üzerinden hacır kalktıktan sonra bedelini vermeğe mecbur değildir. Velisinin izniyle evlenmesi caizdir. Fakat mali işlerde hiçbir tasarrufu caiz değildir. Sefih olan kimse, hac farizasını eda etmek için ihrama girerse, velisi kâfi miktarda kendisine masraf verecektir. Fakat nafile için ihrama girmişse yol masrafı ev masrafından fazla olduğu takdirde kendisine masraf vermez.

Bir çocuğun velisi ve vasisi bulunmadığı gibi emin bir hakimde bulunmazsa akrabasından emin bir kimse varsa o, onun işini tedvir etmelidir.

Bir çocuğun malı tehlikeye düştüğü takdirde, rüşvet vermek veya bir kısmından vaz geçmekle kurtuluşu mümkün ise onu yapmakta bir sakınca yoktur. Yani çocuğun maslahatı için velinin, çocuğun malından böyle bir şey vermesi mesuliyet gerektirmez.

Çocuk baliğ olduktan sonra velisinin gereği olmadığı halde malını sattığını iddia ederse velisinin yemin etmek suretiyle sözü kabul edilir. Fakat vasi veya hakim tarafından tayin edilmiş olan kayyimin, yersiz olarak malını sattığını iddia ederse yersiz olarak satmadıklarına dair iki şahit ile davasını çürütürlerse dava düşer. Yoksa müddainin sözü yeminle kabul edilir. Vasi ve hakim tarafından tayin edilmiş olan kayyim şahitlerin şehadetiyle çocuğun ihtiyacını veya satışta çocuğun büyük kazancının olacağını mahkemede isbat edemezlerse gayrimenkul mallarını satamazlar.

Zekât ile masraf Mahcuru aleyhin malını bitirip yemesin diye velinin malını çalıştırması ve onunla ticaret yapması gerekir. Veli olan kimse normal olarak mahcuru aleyhi için harcasın kendisine yedirsin giydirsin, her hangi bir kimsenin malını itlaf ederse onun bedelini kendisinin (mahcuru aleyhin) malından versin. Çalışabilirse veya sanât ve ticaret gibi bir şeyle uğraşabilirse onu işsiz bırakmasın, yapabileceği bir işe versin. Tabii olarak kazanç kendisinindir.