müstesna. Mescidül-Haramda kılınan bir namaz, başka mescitlerde kılınan yüzbin namazdan hayırlıdır."

Fırsat buldukça Kâbe'yi tavaf eder. Resûlü Ekrem (S.A.V.) buyuruyor: "Tavaf, namazdır."

İmkân bulursa Hicri İsmail'de çok namaz kılar, dua eder. O da Kâbeden sayılır. Burada yapılan taat ve dua makbuldür. Mekkede bulunduğu müddet içerisinde geçici olarak dünyayı terk edip kendini ibadete vererek, eşya almak ve çarşıyı dolaşmakla vaktini geçirmeyecektir.

Zilhiccenin sekizinci günü sabah namazını kılarak Minaya doğru hareket eder. Minada öğle, ikindi, akşam, yatsı ve Arefe gününün sabah namazını kılar. Güneş doğduktan sonra Arafat'a doğru gider.

Böyle yapmak sünnettir. Ama günümüzde, hacıların ekserisi, Mina'ya uğramadan, doğrudan doğruya Arafat'a gidip bu sünneti terk ediyorlar.

Arafat yolunda sükût ve vakar içerisinde olacak. Telbiye, tehlil, tekbir getirecek, Kur'an-ı Kerim okuyacak. Arafat'a varıncaya kadar bu hal devam eder. Arafatta eşyalarını yerleştirdikten sonra yıkanır ve Nemîre mescidine gidip orada okunacak hutbeyi dinler. Resmi imam ile birlikte öğle, ikindi namazlarını cem'i takdim olarak kılar. Hanefi olan kimse Nemire mescidinden başka bir yerde bu cem'i takdimi yapamaz. Ondan sonra vakfe yerine gider. Nemire vadisi müstesna Arafatın neresinde vakfe yaparsa caizdir. Ancak Ceberül-Rahme'ye yakın Resûlü Ekrem (S.A.V.)'in vakfettiği büyük ve serpilmiş siyah taşların yanında vakfe yapmak daha efdaldir. Cebelür-Rahme tepesine çıkmak ise, (bazı cahillerin yaptıkları gibi) sünnet değildir.

Vakfede, ayakta durup yüzünü Kâbeye çevirerek ellerini yukarıya kaldırır, bütün kalbiyle Allah'a döner, Allah'a sığınır, dua eder. Cenab-ı Hakkın mağfiret ve ihsanını diler, her yerde Allah'ın emrine imtisal edip, menhiyatından sakınmak icabeder. Fakat bu mukaddes yerde daha fazla dikkatli olmak lazımdır. Resûlü Ekrem (S.A.V.) buyuruyor ki:

"Bu gün (Arafe günü) öyle bir gündür ki, bir kimse