Secde-i sehv iki secdeden ibarettir. Yeri, son teşehhüd ile selâmın arasındadır.

SEHİV SECDESİNİN DÖRT SEBEBİ VARDIR

1- Kasden veya unutarak namazın "eb'az" (cüz'ler) ile isimlendirilen sekiz şeyden birisini terk etmektir. Bunlar da şunlardır:

a- İlk teşehhüd veya bir kısmıdır. Bir kimse birinci oturuşta teşehhüdü veya bir kısmını bilerek veya bilmeyerek terk ederse veya terk ettiğine şüphe ederse sehiv secdesi getirir.

b- İlk teşehhüdün oturuşudur. Bir kimse teşehhüdü güzelce okuyamazsa ilk teşehhüd için onun miktarı kadar oturup. Onu terk ederse secde-i sehv yapar. Yalnız bunun için yapılan secde, otururuş için değil de teşehhüde bedel olduğu içindir.

c- Sabah namazında ve Ramazânı şerifin onbeşinden sonra vitir namazının son rek'atında Kunut'u unutan veya Kunut'u kasden terk eden kimsenin secde-i sehv yapması gerekir.

Hanefi bir imama iktida eden kimse imam kunutu terk ettiği takdirde o da terk eder. Sonra, selâm vermeden evvel secde-i sehv yapar. Hatta fırsat bulup okursa yine secde-i sehv yapması sünnettir. Çünkü imamın terki, sehv mesabesindedir. İmamın sehvi de me'munun sehvi hükmündedir. Bir kimse medhü senayı tazammun eden bir ayet veya duayı kunut yerine okursa caizdir. Fakat kunut okuyup da ondan bir harf dahi terk ederse secde-i sehv yapması lâzımdır.

d- Kunutun kıyamı.

e- Teşehhüdün akabinde Peygamber'e (S.A.V.) salatı şerife getirmek.

f- Kunut'un akabinde Peygamber'e (S.A.V.) salatı şerife getirmek.

g- Son teşehhüd'ün akabinde Resûlullah'ın âl'ına salavatı şerife getirmek.