CENAZE NAMAZI VE ONUNLA İLGİLİ HÜKÜMLER

Ölüm her canlı mahluk için mukadderdir. Mutlaka onu tadacaktır. Ondan kurtulmak mümkün değildir. Ancak ölüm yokluk ve ademden ibaret değildir. O, ruhun yer değiştirmesi, fani alemden ebedi aleme intikal etmesidir. Bunun için her insan ölüm ve ölümün ötesi için hazırlanmalı, İslâmın emirlerine imtisal edip nehiylerinden ictinab etmelidir. Zimmetinde kimin hakkı varsa imkân dahilinde onu iade etmeli, yoksa gönlünü alıp onunla helalleşmelidir. Şayet hak sahibini veya varislerini tanımıyorsa amme hizmetinde bulunan hayırlı bir müesseseye onu vermelidir. Yalnız bu hususta dikkat edilmesi gereken bir mesele vardır. Hayırlı bir müessese dediğimiz zaman ondan maksad İslâma uygun bir müessesedir. Şayet bir müeseseye hayırlı bir müessese denilirse, ama kendisi için toplanan gelirin bir kısmı içki ve balo gibi dinen mübah olmayan, bilakis haram olan şeyler için harcansa o müessese hayırlı bir müessese sayılmaz. Allah'ın Resûlü buyuruyor:

اَكْثِرُوا مِنْ ذِكْرِ هَادِمِ اللَّذَّاتِ

"Lezzet ve tadları kaçıran ölümü çok anınız."

Hasta olan kimsenin buna daha çok dikkat etmesi gerektiği gibi, hastalığından dolayı inilti ve şikâyet yapmamalıdır. Çünkü şikâyet bir yönden Allah'ın hükmünü reddetmeyi tazammum ediyor.

Yalnız doktor veya hastanın bir dostu hâlini sorarsa, hastalığın şiddetini ve çektiği sıkıntıyı dile getirip söyleyebilir. Hastanın akrabası kendisine karşı son derece şefkat ve merhametli davranmalıdır. Akraba olmayan da hastanın akrabalarına şefkat ve merhameti tavsiye etmelidirler. Hasta olan kimse öfkelenmemeli, kimse ile münakaşa etmemeli, kiminle münasebeti varsa gönlünü almalıdır. Hasta olanı ziyaret etmek sünnettir. Enes'ten rivayet olunmuştur.