HAYIZ, İSTİHAZE VE NİFAS

Hayız, lügatta akmak demektir. İstilahda ise, belli zamanlarda kadının büluğ çağına erdikten sonra hastalık veya çocuk doğurmak sebebiyle olmayıp da, rahminden gelen tabii kandır ki, türkçede buna âdet hali veya ay başı denir.

Kadını en az dokuz yaşını tamamlaması gerekir ki âdet görebilsin. Ekseriyetle kadın altmış yaşına geldiği zaman âdeti kesilir. Dokuz yaşından evvel gelen kan, tabiî olmayıp hastalık neticesinden gelir ki, buna istihaze kanı denilir. İstihaze kanı rahimden değil bir damardan gelir. Müstehaza olan kadın tahir sayılır. Ne namaza, ne oruca, ne de başka bir ibadete mâni değildir.

Müstehaza kadın, fercini yıkayıp bir bezle bağlar ve namaz vakti abdest alıp ara vermeden namaz kılar. Ancak cemaatle namaz kılmak için bekleyişinde beis yoktur. Ve her vakit için abdest alması lâzımdır.

Hayzın en azı, bir gün bir gecedir. Çoğu on beş gündür. Bu iki müddet arasında görülen kan, âdet kanıdır. Bu müddet zarfında kanın devamlı surette gelmesi gerekmez. Bir gün veya daha fazla ara verebilir. Kadınların çoğunun âdetleri altı veya yedi gündür.

İki hayız arasında geçecek temizlik müddeti, en az on beş gündür. Fakat çoğu için mahdut bir zaman yoktur. Kan kesilirse yıkanmadan evvel, yalnız oruç ile boşanma mübah olur.

Bir kimse, hayız halinde bulunan karısını boşarsa boşanması sahihdir, fakat boşanması yasak olan bir zamanda vâki olduğundan günâhkar olur.

Hayız halinde bulunan veya hayız kanı kesilip henüz yıkanmayan zevce ile cinsi münasebette bulunmak caiz değildir. Bunu yapan kimsenin tevbe etmek ile beraber bir sadaka vermesi sünnettir.