Bir kimsenin bir miktar parası bulunsa, o para ile evlendiği takdirde, hacca gidemiyecek, hacca gitse evlenmiyecektir, acaba hangisi ön planda tutulacak diye sorulsa cevaben deriz ki:

Hac, kendisine farz olduğu halde önce evlenmesi daha evlâdır. Çünkü hacca gitmek fevrî değildir. Dolayısıyla şehveti galip veya iradesi zayıf olduğundan zinadan korkarsa, önce evlenmesi icab eder.

Geçimi için bir tarla veya küçük bir sermayeye sahip olan bir kimsenin bu tarlayı satıp veya sermayeyi hac için harcaması gerekmektedir.

Bir kimsenin durumu müsaid olduğu halde hacca gitmez sonra iflas ederse günahkâr olur. Ve hac zimmetinde kalır.

Bir ev almak gayesiyle para biriktiren kimse, hac mevsimi gelmeden evvel ev alabilir. Fakat hac mevsimi geldiği halde ev alamamış ise, mutlaka hacca gitmesi icabetmezse de, gitmesi daha evlâdır. Binaenaleyh bir kimsenin kiracı olması, haccın farz olmasına mani olamaz.

Akraba ve ahbablara hediye getirmek her ne kadar adet haline gelmiş ise de, zaruri ihtiyaçdan sayılmaz. Hediye parası temin edilmedi diye hacdan geri kalmak caiz değildir, haramdır. Maalesef bir çok kimse hacca gidebildiği halde dost ve akrabalara getirilen hediye adet haline geldiği ve ağır bir yük teşkil ettiği için hacca gidemiyor ve İslâmi olmayan adet, hac farizesine engel oluyor.

HACCIN EDASININ ŞARTLARI

Haccın edasının şartları dörttür:

1 - Bedenin sıhhatlı olması. Sağlam ve sıhhatlı bir bedene sahip olmayan hasta, kötürüm, mefluc ve vasıtaya binemeyecek piri fani kimseler, bizzat hacca gidemediklerinden başkasını göndermekle mükelleftirler.

Bir â'ma veya bir kötürüm ücretle de olsa kendisine yardım