Bir kimse buğday gibi bir şey üzerine selem yolu ile bedel alırsa, sonra müslemü ileyh ayıplı bir bedel ile müslime gidip; "Bana verdiğin bedel ayıplıdır, onu çevirmek istiyorum" deyip, müslim de: "Sana teslim ettiğim bedel bu değildir," derse, söz müslimin sözüdür.

Bir kimse pekmez gibi bir şey satar ve müşteri onu kabz eder, bilahare müteneccis olduğu ortaya çıkar, fakat ne zaman müteneccis olduğu bilinmemekle beraber her birisi diğerine; "Senin elinde iken ayıplandı" dese, söz satıcının sözüdür. Şayet her iki taraf da yemin etmekten imtina ederse, yemin etmiş gibi kabul edilirler. Satıcı yemin ederse alıcıya; "Onun dediğini kabul ediyor musun", denilecektir, "evet" dediği takdirde mesele tamamdır. Yoksa müşteri de yemin edecektir. Ondan sonra satıcıya kendisi için müşterinin yemin ettiği şeyi kabul ediyor musun; denilecektir. Kabul ederse mesele tamamdır. Yoksa hakim akdi bozacaktır.

AĞAÇLARIN SATIŞI

Satılan ağaçların meyveleri satıcı veya alıcı için belirtilmiş ise mesele tamamdır. Ama belirtilmemiş ise duruma bakılır, şayet incir ve üzüm gibi çiçek vermeden meyve oluyorsa satıcıya, yoksa alıcıya aittir. Ama kaysı ve elma gibi çiçek veren ağaçlar ise, şayet çiçek vermiş ve dökmüş ise satıcıya, yoksa alıcıya aittir.

Ağaçta bulunan meyve olgunlaştığı takdirde toplamadan satılabilir. Satılması için ölçmek ve tartmak da icap etmez. Böyle bir durumda toplatılması şart koşulabildiği gibi, bırakılması da şart koşulabilir. Yalnız bu durumda olgunlaşmamış armut gibi kendisinden istifade edilmesi mümkün olmayan meyve ise, satışı caiz değildir, ama meyve ağaçla birlikte istense bu satışta sakınca yoktur ve şartsız olarak satılması gerekir. Taneleri sertleşen ekininin satışına gelince durum şöyledir; şayet arpa gibi habbeleri görülüyor ise biçilip tasfiye edilmeden götürü olarak satışı caizdir. Mercimek gibi habbeleri örtülü olup görünmüyorsa satışı caiz değildir. Yeşil ve olgunlaşmamış bir ekin, olgunlaşması beklenmeden yeşil iken biçilmek ve ot olarak