"Enti ke ümmi" (sen benim anam gibisin), kelimesi ise talâk için kinayedir.

Kinayede niyetin, sözün başından sonuna kadar devam etmesi icabeder. Sözün başında veya sonunda niyet olmazsa boşama sayılmaz.

Konuşabilen kimsenin boşamaya işaret etmesi fuzulidir. Talâk sayılmaz. Fakat konuşamayan dilsiz kimsenin işareti talâk sayılır. Birisi, "tallaktü zevceti" (hanımımı boşadım) cümlesini yazar, boşamak için niyet getirmezse manasız kalır. Yoksa, boşanır.

Hanımını boşayan kimsenin ne dediğini bilmesi ve iradesi yerinde iken boşamayı ifade eden sözü söylemesi gerekir, bunun için birisi uykuda iken "hanımımı boşadım" dese bir şey icap etmez.

Birisi latife olsun diye zevcesine hitaben "seni boşadım" dese, boşanır. Çünkü talâk'ın şakası olmaz. Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor:

"Üç şey vardır ki ciddileri de ciddi, şakaları da ciddi sayılır. Talâk, nikâh ve ric'at" (kadını bir veya iki talâk ile boşadıktan sonra tekrar nikâh altına geri almak)'tır.

Talâk kelimesinin manasını bilmeyen bir kimse kullanırsa talâk vaki olmaz. Meselâ Arapça bilmeyen ve talâkın neyi ifade ettiğini bilmeyen bir kimse karısına "Entı talıkun" dese karısı boşanmaz.

Silah tehdidiyle birisine zevcesini boşatmak muteber değildir. Ancak kendisinin de boşanmak arzusunda olduğuna dair bir delil varsa, o zaman vaki olur. Meselâ: Silah tehdidiyle birisinden bir talâk söylenmesi istendiği halde, üç talâk söylerse, üç talâkı vaki olur. Boşatmak için zor kullanan kimsenin kuvvetli olması gerekir. Yoksa zor kullanacak bir durumda olmayan kimsenin tehdidi neticesinde talâk vaki olursa muteberdir.

Bilerek sarhoşluk veren bir şeyi içip sarhoş olan kimsenin talâkı, vaki olur. Fakat birşeyin şerbet olduğunu zannederek içip sarhoş olur ve hanımını boşarsa, boşanmaz.

Birisi, "tallaktüki" (seni boşadım) deyip bir veya iki veya