Yukarda da beyan etmeye çalıştığımız gibi İmam Şafii'nin yetiştiği asır, her türlü ilmin geliştiği bir asırdır. Hadis, Fıkıh, edebiyat, tefsir, Kelam ve felsefe gibi sahalarda ilk kitaplar yazılmış, bu konuda ilmi münakaşalar oldukça cezbedici bir hal almıştı. İlim tedvininin ilk döneminde olunduğu için herkes kendi fikir ve metodunun sıhhatli olduğu noktasından yola çıkarak münazara ve münakaşalarda bulunuyor idi. Tabiatıyla bu durum münazara ve cedel gibi muhakemenin tevsiinde tesiri olan iki yolun ehemmiyet kazanmasına vesile olmuştur. İmam Şafii'nin hayatını inceleyen bazı muasır ilim adamları, İmam Şafii'nin fıkıh metodunda bunlardan istifade ettiği şeklinde bazı görüşler bulunmaktadır. Ancak bilinmesi gereken önemli bir husus vardır ki, o da İmam Şafii'nin bütün metodunu Kur'an ve Sünnetten aldığıdır. O bu konuda katiyetle taviz vermemiştir. Bilindiği üzere İmam Şafii nasslara istinad ettirilmeyen hiçbir ictihada önem vermemekte idi.

İmam Şafii, ihlas sahibi büyük bir zat idi. Onun ihlası hakikatın ortaya konulması hususunda hiçbir engeli kabul etmiyordu. Bütün hayatı boyunca hakikat mücadelesi vermiş, bu konuda hiçbir tavize yanaşmamıştır.

Ezber kabiliyeti, konuşma ve delil getirme gücü onun sadece fıkıh alanında değil daha bir çok sahada mümtaz bir şahsiyet olmasını sağlamıştır. Daha önce de naklettiğimiz gibi İmam Malik'in Muvattasını ezberlemiş ve İmam Malik'in huzuruna bu şekilde çıkmıştır. Aynı şekilde Huzeyl kabilesinin seçkin şairlerinin şiirlerini hafızasına nakletmiştir.

İmam Şafii'nin 54 yıllık kısa hayatı bütünüyle ilim tahsiliyle geçmiş, zamanını boşa geçirmemiştir. İnsanlara nasıl muamele edilmesi gerektiğini çok iyi biliyordu. Herkese aklına göre hitabedilmesi gerektiğini bilen ve tatbik eden ender insanlardandı.

Öğrencilerini sıkmadan, sıkıştırmadan, gerçeği olduğu gibi kavramaları için her türlü yola başvurmaktan geri kalmazdı.

Şafii'nin üstün bir konuşma kabiliyeti olduğu da bilinmektedir. Zaten henüz telifatın başladığı bir asırda konuşma daha ehemmiyetli bir yere sahip bulunmaktaydı. Tedrisat daha