Bir kimse namazda olduğunu unutur veya namaz esnasında konuşmanın haram olduğunu bilmez veya yeni müslüman olmuş ise altı kelime veya daha az konuşursa namazı bozulmaz. Tenahnuh, zaruret olmadan namazı bozar. Fakat okuyamayacak bir hale gelirse zarar vermez. Ardı ardınca üç adım atmak ve çok iş yapmak namazı ifsad eder.

H- Rükû ve sücud gibi fiilî bir rüknü bilerek fazla yapmamak. Fakat sehven fazla yaparsa namaz bozulmaz, sadece Secde-i sehv lâzım gelir. "Resûlüllah (S.A.V.) öğle mazını beş rek'at olarak sehven kıldı ve secde-i sehv'i yaptı, sonra onu iade etmedi." (Buhari-Müslim)

I- Az olsun çok olsun yemek yememek ve su içmemek.

Namaz kılan kimsenin duvar, direk ve ağaç gibi bir şeye doğru namaz kılması sünnettir. Kendisine doğru namaz kıldığı şey ile kendisi arasından geçmek câiz değildir. Geçeni itmekde sünnettir.

Namazda olan kimsenin, sağına soluna veya yukarıya bakması, ihtiyaç olmadan elini ağzının üzerine koyması mekrûhtur.

NAMAZIN RÜKÜNLERİ

Namazın rükünleri on yedidir.

I- Niyet etmek. Niyetin manası, Allah'a yaklaşmak için ibadete başlarken, ibadet yapmaya azm etmektir. Niyetin mahalli kalbdir. Niyet de tekbir ve rükû bir rükün olduğundan namazın bir cüz'üdür. Tekbir ile beraber getirilir. Ayrıca tekbirden önce getirmekde sünnettir. Tekbirin baş harfi olan (hemze) harfinden, son harfi olan (ra) harfine kadar, niyetin devamının şart olduğunu "Nevevî" (R.A.) gibi zatlar şart koşmuşlar ise de, niyetin bu şekilde getirilmesi çok güç olduğundan, Gazali ve İbn El-Rıfat ve Nevevi de "Şerhül-Mühezzeb" ve "Şerhü'l Vasit" ta örfi mukarenet ile iktifa edilebileceği görüşünü savunmuşlardır. Yani namaza hazır olunacak kadar bir durumda olmayı kâfi görmüşlerdir. Bu görüşe göre niyet, rükün değil, şart olup namazın