elde ettiği malını çalmak, büyük bir hiyanet, vicdana sığmayan bir cinayettir. Bu menfur cinayet, her zamanda bulunabildiği için Hak din, onu işleyen kimse için ağır bir müeyyide koydu. Bir daha bu cinayet işlenmesin diye el gibi değerli bir uzvun kesilmesini emrediyor. Fakat rastgele ve gelişi güzel el kesilmez. Bunun birtakım şartları vardır:

1 - Çalınan şeyin, miskalın dörtte biri veya değerinde olması: Bir miskal yaklaşık olarak dört gramdır. Binaenaleyh bir gram altın veya değerinden aşağı olan bir şey çalan kimsenin eli kesilmez.

Bir kimse, birisine ait bir çuvalı deler ve içinden bir gram altın değerinde bir şey dökülüp heder olursa eli kesilir. Bir kimse, birisinin cebini yırtar ve ondan bir gram altın düşerse yine eli kesilecektir.

2 - Çalınan malın başkasının olması: Binaenaleyh başkasında bulunan kendi mağsup malını çalan kimse için böyle bir ceza söz konusu değildir. Kezalik başkasıyla ortak olan kimse, müşterek maldan bir şey çalarsa eli kesilmez.

3 - Şüpheden hali olması: Bir kimse, babasının, dedesinin, oğlunun malını, veya Beytülmalda hakkı bulunan bir fakir, ondan bir şey çalarsa ceza tatbik edilmez. Yine yiyecek bir şey bulamayıp hayatını kurtarmak gayesiyle bir şey çalıp yiyen kimsenin eli kesilmez.

Malın muhafaza edilmesi gereken bir yerden çalınması el kesmeyi gerektirir: Meselâ ticaret eşyası ise, dükkanda veya evde, hayvan ise ahırda, para ise cepte veya sandıkta veyahut münasip görülen bir yerde olması gerekir. Binaenaleyh bağ ve bahçeden bir şey veya çobanı yanında olmayıp sahrada bulunan deve ve sığır gibi hayvanları çalıp götüren kimsenin günaha girmesiyle beraber eli kesilmez. Bir kimse sahrada veya camide yatıp uykuya dalar ve onun cebinden bir şey çalınsa çalanın eli kesilir.

5 - Hırsızlık yapan kimsenin mükellef olması: Binaenaleyh deli ile çocuğun hırsızlık yapmaları halinde elleri kesilmez.

Hırsızlık cinayetini işleyen kimsenin eli mafsaldan kesilir.