İmam Şafii'nin fıkıh ilmine getirdiği en büyük yenilik, İslam hukukuna metodik bazı prensipler kazandırmış olmasıdır. Mesela Muhammed b. Abdillah b. El-Hakem, İmam Şafiiyle ilgili olarak şöyle demektedir: "Şafii olmasaydı ben, bir kimseyi nasıl reddedeceğimi bilemezdim. Bildiklerimi hep onun sayesinde öğrendim. Bana kıyası öğreten o rahmetlidir. O, sünnete bağlı, her türlü fazilete, keskin ve açık bir dile, sağlam bir kafa ile üstün bir akla sahipti."
İmam Şafii'nin üzerinde durulması gereken önemli hususiyetlerinden bir diğeri de, Kur'ani bütün ilimlere ehemmiyet vermesidir.
İmam Şafii'nin Kur'ani bütün ilimlere ehemmiyet vermesi, bu ilimlerin meydana getirilmesinde kendisine vazifeler yüklemiştir. Onun içindir ki, o, bir taraftan fıkıh ilmini tahsil ederken Hadis ilmini de ihmal etmiyordu. Tabiinin bir kısmı henüz hayatta olduğu için onlardan hadis öğreniyordu. Aynı şekilde Kur'an-ı Kerim'in tefsirine de ehemmiyet veriyordu.
Bu mümtaz ilim adamı ilim çalışmalarına devam ederken karşısına çıkan engelleri de aşmasını bilmiştir. Bilindiği üzere Irak zamanın ilim merkezi olduğu kadar siyasi merkezi idi de. Siyasi bazı gelişmeler oluyor ve bu gelişmeler dolayısıyla günümüzde müşahede edildiği gibi müfrit bazı görüş ve kanaatler etrafı kasıp kavuruyordu. İmam Şafii bu görüşlerin tehlikeleri karşısında ilim çalışmalarının inkitaa uğrayacağını biliyor ve bunlar karşısında yapılacak şeyin imkan dahilinde bu münakaşalara bulaşmamak olduğunu biliyordu. Hayatını anlattığımız bölümde de müşahede edildiği gibi, İmam Şafii bunlardan kurtulmak için bir çok ülemanın sığındığı ve ikinci bir ilim merkezi olan Mısır'a gitmiştir.
Yükleniyor...