Haberi olmadan üzerinde necaset olduğu halde namaz kılan kimsenin namazı sahih değildir. Vakit çıkmamışsa iade etmesi, çıkmışsa kaza etmesi lâzım gelir.

Bir kimse, elbisesi müteneccis olan bir kimsenin yanında durup elbisesine değdiği halde namaz kılarsa namazı bâtıl olur. Yalnız onun tahir bir yerine değse beis yoktur.

Bir kimsenin vücuduna veya elbisesine yabancı bir kan değse az olduğu takdirde af vardır. Çok olursa af yoktur. Fakat kendi kanı olursa azı içinde af olduğu gibi, çıban ve yara gibi bir şeyden çıkarsa çoğundan da af vardır.

Necaseti kat'î olarak bilinmeyen duvar, sandalye ve benzeri gibi şeylerin üzerine yaş olan her hangi bir şey sermek câizdir.

Bir kimse, namaz kıldıktan sonra vücudunda veya elbisesinde bir necaset görürse ,şayet namazdan sonra isabet ettiğine ihtimal verirse namazını iade etmeye mecbur değildir, yoksa iade etmeye mecburdur.

Yer var iken kilise, havra ve benzeri İslâmi olmayan mabetlerde, çöplükte, hamamda, sel yatağında, mağsup tarlada ve oyun sahasında namaz kılmak mekruhtur. Fakat yağmur, soğuk gibi hallerde böyle bir yerde namaz kılmakta beis yoktur; hatta başka bir imkân olmazsa orada namazı kılmak vaciptir.

F- Namazın nasıl kılınacağını bilmek. Namazın nasıl kılınacağını bilmeyip farz ve sünnetleri birbirinden seçemeyen kimsenin namazı fasittir. Yalnız bir âmi, namazın içindekilerin hepsine farz olarak inanıyorsa veya birbirinden seçmeden, farzı nafile olarak kabul etmemek şartıyla yalnız bazılarının farz olduğuna itikad ederse namazına bir halel gelmez.

G- Konuşmayı, bilerek terk etmek. Bir mana ifade etsin etmesin, ağlamak ve inlemek gibi hallerde de olsa iki harf söylemek namazı ifsad eder. Resûlullah (S.A.V.) buyuruyor ki:

اِنَّ هٰذِهِ الصَّلَاةَ لَا يَصْلُحُ فِيهَا شَىْءٌ مِنْ كَلَامِ النَّاسِ

"Şüphesiz bu namaz halkın sözüne uyğun gelmez." Yalnız namazda Kur'an-ı Kerim okumak, zikir yapmak, dua etmek zarar vermez.