DAVA VE ŞAHİTLİK

Dava, lügatta istek ve temenni manasını ifade eder. İstilahda ise, birinin hakkının diğer bir kimsede olduğunu iddia etmektir. Şahitlik de bilgiye dayanan ifadedir.

Her davacının davasına evet hayır denilmez. İleriye sürülen davanın yürütülmesi için, davacı davasını destekleyen iki şahit getirmekle, iki şahit olmazsa bir şahit getirmek ve yemin içmekle mükelleftir. Bu da olmadığı takdirde davalı, kendisinde böyle bir hakkın olmadığına dair yemin eder. Ve bununla dava ortadan kalkar.

Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor:

"Sade dava ile halkın isteği verilseydi, bir çok kimseler (haksız yere) bir çoklarının kan ve mallarını isteyeceklerdi. Bu böyle olmaz. Davacı için şahitler, davalı için yemin gerekir." (Beyhaki)

Bir şey birisinin elinde bulunsa, bu malın kendisine ait olduğuna dair iki şahidin bulunduğu gibi, başkası da zilyed'in hakkı olmadığına, belki kendisine ait olduğuna iki şahit getirse, her iki tarafın şahitleri hükümsüz olup olduğu gibi kalır. Yani mal zilyed'in elinde kalacaktır. Mal birisinin elinde bulunup, iki kişi bu malın hakkında dava açarlar, her birisi bu malın kendisine ait olduğunu iddia eder ve iki şahit getirirse, yine her iki tarafın şahitleri hükümsüz kalırlar. Bir kavle göre, o zaman mal ikisinin arasında bölünecek. Başka bir kavle göre, kur'a çekilecek, kime düşerse ona verilecek. Diğer bir kavle göre barışıncaya kadar olduğu gibi bırakılacaktır.

Bir kimse her hangi bir şey hakkında dava açarsa, cinsini, çeşidini, miktarını, ufak veya küçük meselâ, para olursa gümüş veya altın, Hamidi veya Reşadi, yüz veya ikiyüz olduğunu beyan etmelidir. Yoksa davaya bakılmaz.

Bir kimse, bir kimseye dava açarsa, davalı imtina etmediği takdirde, davanın isbatı için çalışacak, isbat etmeden evvel