GAYRI MÜSLİMLERİN DURUMU VE CİZYE

Allah, (C.C.) İslâmın hakim olduğu ülkelerde yaşayan gayrı müslim olan kimseleri müslüman kimseler gibi himayesi altına alıp şefkat ve merhamet ile canlarını mallarını koruyup, düşmanların tecavüzünden de muhafaza edip, kendilerine iyilik ve ihsan edilmesini de emir buyurur. Cenab-ı Allah şöyle buyurur: "Din için sizinle savaş etmeyen ve yurtlarınızdan sizleri çıkarmayan kimselere iyilik ve ihsan etmenizden onlara karşı adaletli davranmanızdan Allah (C.C.) sizleri men et-mez. Şüphesiz Allah adil davrananları sever."(Mumtehine, 8)

Peygamber (S.A.V.) de şöyle buyurur: "Üç çeşit komşu vardır; Bir hakkı olan komşu, iki hakkı olan komşu ve üç hakkı olan komşu. Bir hakkı olan komşu, müslüman olmayan komşudur. İki hakkı olan komşu, müslüman olan komşudur. Biri İslâmlığın, diğeri de komşuluğun hakkıdır. Üç hakkı olan komşu ise, müslüman ve akraba olan kimsedir. Bir hak İslâmın, diğer hak komşuluğun, öteki ise akrabalık hakkıdır." (Bezzar)

Görüldüğü gibi müslüman olmayan kimse muhterem olup hakkına tecavüz etmek şöyle dursun, kendisine yardım edip iyilik etmek ve kalbini rencide edecek söz ve davranışlardan son derece uzak kalmak gerekir. Cenab-ı Allah şöyle buyurur: "Ehli kitapla ancak en güzel yoldan mücadele edin" (Ankebut: 46)

İslâm dini hakimiyeti altında yaşayan gayr-i müslimlere büyük hak ve geniş bir hürriyet veriyor, şöyle ki:

1 - İnanç ve ibadetlerinde hürdürler, diledikleri gibi ibadet edebilirler. Mabedlerine dokunulmaz. Peygamber (S.A.V.) bu hususta şöyle buyuruyor: "Onları ibadetleriyle başbaşa bırakınız."