V- Rükû'a varmak. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:
وَارْكَعُوا مَعَ الرَّاكِع۪ينَ
Bakara 43
"Rükû'a varanlarla beraber rükû'a varınız."
Sabah, akşam ve yatsı gibi, seslice okunması sünnet olan namazlarda kıraatın sessizce veya öğle ile ikindi gibi sessizce okunması sünnet olan namazlarda kıraatın seslice okunması, namaza bir halel vermez. Ancak bu şekilde davranmak tenzihen mekruhtur.
Rükû'un asgarisi, ellerin içleri dizlere varacak kadar eğilmekdir. Rükû için ondan başka bir şeyi kast etmemek lâzımdır. Meselâ, bir kimse, kıyamda iken her hangi bir şeyin kendisine değmemesi için eğilir, sonra onu rükû olarak kabul ederse câiz değildir.
Rükû'un en güzel ve sünnete uygun şekli, sırt ile boynu bir tek parça gibi bir hizaya getirip ayaklarını dikmek, el parmaklarını kıbleye doğru tutmak ve dizlerini avuçları içine almaktır. Eğilmeye başladığında, ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırır ve tekbir alır.
Rükû haddine vardıktan sonra üç sefer
سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَظِيمِ
der. Şayet cemaatın rızası varsa onbir kereye kadar söyleyebilir. Münferiden namaz kılarsa şunu da ilâve etmesi sünnettir:
اَللَّهُمَّ لَكَ رَكَعْتُ وَبِكَ اٰمَنْتُ وَلَكَ اَسْلَمْتُ خَشَعَ لَكَ سَمْعِى وَبَصَرِى وَعَظْمِى وَعَصَبِى وَمَا اسْتَقَلَّتْ بِهِ قَدَمِى
Yükleniyor...