مَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يُمَتَّعُونَۜ ﴿٧٠٢﴾

207 - (Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı.

وَمَٓا اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ اِلَّا لَهَا مُنْذِرُونَۗۛ ﴿٨٠٢﴾

208 - Biz, hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helâk etmedik.

ذِكْرٰى۠ۛ وَمَا كُنَّا ظَالِم۪ينَ ﴿٩٠٢﴾

209 - Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz.

وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ الشَّيَاط۪ينُ ﴿٠١٢﴾

210 - O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir.

وَمَا يَنْبَغ۪ي لَهُمْ وَمَا يَسْتَط۪يعُونَۜ ﴿١١٢﴾

211 - Zaten bu onların harcı değildir, buna güçleri de yetmez.

اِنَّهُمْ عَنِ السَّمْعِ لَمَعْزُولُونَۜ ﴿٢١٢﴾

212 - Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır.

فَلَا تَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَ فَتَكُونَ مِنَ الْمُعَذَّب۪ينَۚ ﴿٣١٢﴾

213 - Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun!

وَاَنْذِرْ عَش۪يرَتَكَ الْاَقْرَب۪ينَۙ ﴿٤١٢﴾

214 - (Önce) en yakın akrabanı uyar.

وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّـبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۚ ﴿٥١٢﴾

215 - Mü’minlerden sana uyanlara kanatlarını indir.

فَاِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ اِنّ۪ي بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تَعْمَلُونَۚ ﴿٦١٢﴾

216 - Eğer sana karşı gelirlerse, “Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım” de.

وَتَوَكَّلْ عَلَى الْعَز۪يزِ الرَّح۪يمِۙ ﴿٧١٢﴾

اَلَّذ۪ي يَرٰيكَ ح۪ينَ تَقُومُۙ ﴿٨١٢﴾

وَتَقَلُّبَكَ فِي السَّاجِد۪ينَ ﴿٩١٢﴾

(217-219) Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah’a tevekkül et.

اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ﴿٠٢٢﴾

220 - Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

هَلْ اُنَبِّئُكُمْ عَلٰى مَنْ تَنَزَّلُ الشَّيَاط۪ينُۜ ﴿١٢٢﴾

221 - Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?

تَنَزَّلُ عَلٰى كُلِّ اَفَّاكٍ اَث۪يمٍۙ ﴿٢٢٢﴾

222 - Onlar, her günahkâr yalancıya inerler.

يُلْقُونَ السَّمْعَ وَاَكْثَرُهُمْ كَاذِبُونَۜ ﴿٣٢٢﴾

223 - Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.

وَالشُّعَرَٓاءُ يَتَّبِعُهُمُ الْغَاوُ۫نَۜ ﴿٤٢٢﴾

224 - Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar.

اَلَمْ تَرَ اَنَّهُمْ ف۪ي كُلِّ وَادٍ يَه۪يمُونَۙ ﴿٥٢٢﴾

وَاَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَۙ ﴿٦٢٢﴾

(225-226) Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.

اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَذَكَرُوا اللّٰهَ كَث۪يراً وَانْتَصَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُواۜ وَسَيَعْلَمُ الَّذ۪ينَ ظَلَمُٓوا اَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ ﴿٧٢٢﴾

227 - Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir.