Onbirinci Ders

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰى ٭ وَالنَّهَارِ اِذَا تَجَلّٰى ٭ وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَ اْلاُنْثٰى ٭ اِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتّٰى ٭ فَاَمَّا مَنْ اَعْطٰى وَ اتَّقٰى ٭ وَ صَدَّقَ بِالْحُسْنٰى ٭ فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرٰى ٭ وَ اَمَّا مَنْ بَخِلَ وَ اسْتَغْنٰى ٭ وَ كَذَّبَ بِالْحُسْنٰى ٭ فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرٰى

Ey Avrupa! Sen sağ elinle, sakîm ve mudıll (yani dalalete sevk eden) bir felsefeyi; sol elinle, sefih ve muzır bir medeniyeti tutup, "Beşerin saadeti bu iki şey iledir." deyip dava edersin ve beşeri bunlara davet edersin. Senin, bu iki elin kırılsın. Senin bu iki hediyen, senin başını yesin.

Ey naşir-i küfr ü küfran! Âyâ.. hiç caiz olur mu ki, bir adamın akıl ve kalbi ve vicdan ve