Altıncı Ders

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

مَٓا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِ وَمَٓا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَ

Ey za'fıyla beraber mağrur ve işlemediği şeyle müftehir bîçare Said! Senin fahr ve gurura hiç hakkın yok. Çünki senin nefsinde, kusur ve şerden başka yoktur. Eğer hayır olsa, o hayır da, cüz'-i ihtiyarın gibi cüz'îdir. Lâkin deme ki şerrim de cüz'îdir. Hâyır sen, o cüz'-i ihtiyarın ile bir şerr-i küllîyi işleyebilirsin. Çünki sen işlediğin bir kusur ile, senin maksuduna müteveccih olan sair esbabın semerat-ı sa'ylerini hükümden ıskat ederek bir hasaret-i külliyeye sebeb ve bir hacalet-i daimîye müstehak olursun. Hakikat böyle iken, şeytanın bir cihette şakirdi olan nefsin, kaziyenin aksine olarak hayrı küllî, şerri cüz'î tasavvur eder, firavunlaşırsın. Bilir misin misalin neye benzer?