hüsn-ü san'at ve mükemmeliyet-i hilkat her bir ferd için öyle bir hâtemdir ki; bu hâtem, ancak gayr-ı mütenahî bir ilim ve bir kudret sahibine mahsustur.

Evet görüyoruz ki: Bütün yeryüzünde, bir vüs'at-i mutlaka içinde bir sür'at-i mutlaka, hem o sür'at ve vüs'at-i mutlaka içinde bir sühulet-i mutlaka, hem o sühulet ve sür'at ve vüs'at-i mutlaka ile beraber bir cûd ve sehavet-i mutlaka içinde, nevilerde olduğu gibi her bir ferdde görülen gayet mükemmel bir intizam-ı mutlak ve gayet mümtaz bir hüsn-ü san'at ve gayet mükemmeliyet-i hilkat, hem bir anda ve her yerde ve bir tarzda, her ferdde müşahede edilen bir san'at-ı hârika, elbette ve elbette öyle bir zâtın hâtemidir ki; o Zât-ı Akdes, hiçbir yerde olmadığı halde her yerde hazırdır ve hiçbir şey ondan gizlenemediği gibi, hiçbir şey ona ağır gelemez. Zerreler ve yıldızlar, onun kudretine nisbeten müsavidirler.

DOKUZUNCU LEM'A:

Evet nasılki sahife-i arz üstünde Ehad u Samed'in hâtemlerini görebiliyorsun. Bak kitab-ı kâinat üstünde de, büyüklüğü nisbetinde bir vuzuh ile hâtem-i vahdet okunuyor.