dünyanın ve kâinatın güneşi olan Kur'an-ı Hakîm, yeşil ipekliler arasında lâyık olduğu yüksek mevkie konuyormuş. Mucidler, feylesoflar, psikologlar, sosyologlar, pedagoglar Kur'an-ı Kerim'i esas tutarak yazılmış olan eserleri okuyorlar. O şahsiyetler, bu mukaddes kitabdan aldıkları malûmat ile eserler yazarak dünya çapında şöhret kazanıyorlar; insanlığa, milletlerine hizmet ediyorlarmış. İsveç, Norveç ve Finlandiya'da en büyük ilim adamlarından müteşekkil bir heyet meydana getirmişler; gençlerin kurtuluşunu sağlayacak halaskâr bir kitabı senelerce aramışlar; nihayet gençliği en yüksek ahlâk ile ahlâklandırmak ve dünyada açık fikirli, müstakim ilim adamı yapmak için, Kur'an-ı Kerim'i okutmanın yegâne çare olduğu neticesine varmışlar.

İslâmiyeti ve Kur'anı takdir eden yabancılar çoktur. Daha birçok misaller vermek mümkündür.

İşte Müslüman olmayan kimseler, İslâm Kitabının kıymetini takdir edip istifade ederlerse, uyanık Müslüman Türk Gençliği acaba daha fazla durabilir mi? Kat'â ve aslâ duramaz ve uyuyamaz.

Mabud-u Zîşanımız olan Cenab-ı Hak, gençliğimizin