اِنَّهُ ظَنَّ اَنْ لَنْ يَحُورَۚۛ ﴿٤١﴾

14 - Çünkü o hiçbir zaman Rabbine dönmeyeceğini sanırdı.

بَلٰىۚۛ اِنَّ رَبَّهُ كَانَ بِه۪ بَص۪يراًۜ ﴿٥١﴾

15 - Hayır! Sandığı gibi değil! Şüphesiz Rabbi onu görüyordu.

فَلَٓا اُقْسِمُ بِالشَّفَقِۙ ﴿٦١﴾

16 - Yemin ederim şafağa,

وَالَّيْلِ وَمَا وَسَقَۙ ﴿٧١﴾

17 - Geceye ve içinde topladıklarına,

وَالْقَمَرِ اِذَا اتَّسَقَۙ ﴿٨١﴾

18 - Dolunay hâlindeki aya ki,

لَتَرْكَبُنَّ طَبَقاً عَنْ طَبَقٍۜ ﴿٩١﴾

19 - Şüphesiz siz hâlden hâle geçeceksiniz.

فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَۙ ﴿٠٢﴾

20 - Böyleyken onlara ne oluyor da iman etmiyorlar?

وَاِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ الْقُرْاٰنُ لَا يَسْجُدُونَۜ ﴿١٢﴾

21 - Onlara Kur’an okunduğu zaman secde etmiyorlar.

بَلِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُكَذِّبُونَۘ ﴿٢٢﴾

22 - Daha doğrusu, inkâr edenler (Kur’an’ı) yalanlıyorlar.

وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَۘ ﴿٣٢﴾

23 - Hâlbuki Allah, içlerinde ne sakladıklarını çok iyi bilir.

فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍۙ ﴿٤٢﴾

24 - Öyle ise sen onlara elem dolu bir azabı müjdele!

اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ اَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ ﴿٥٢﴾

25 - Ancak iman edip de sâlih ameller işleyenler başka. Onlar için, bitmez tükenmez bir mükâfat vardır.

85-Buruc

٥٨﴾ البروج

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِۙ ﴿١﴾

1 - Burçlarla dolu göğe andolsun,

وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِۙ ﴿٢﴾

2 - Va’dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,

وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍۜ ﴿٣﴾

قُتِلَ اَصْحَابُ الْاُخْدُودِۙ ﴿٤﴾

اَلنَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِۙ ﴿٥﴾

(3-5) Şâhitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü’minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lânetlenmiştir.

اِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌۙ ﴿٦﴾

وَهُمْ عَلٰى مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ شُهُودٌۜ ﴿٧﴾

(6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ اِلَّٓا اَنْ يُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَم۪يدِۙ ﴿٨﴾

اَلَّذ۪ي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌۜ ﴿٩﴾

(8-9) Onlar mü’minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye lâyık Allah’a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.

اِنَّ الَّذ۪ينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَر۪يقِۜ ﴿٠١﴾

10 - Şüphesiz mü’min erkeklerle mü’min kadınlara işkence edip, sonra da tövbe etmeyenlere; cehennem azabı ve yangın azabı vardır.

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْـكَب۪يرُۜ ﴿١١﴾

11 - İman edip salih ameller işleyenlere gelince; onlara içinden ırmaklar akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.