gayet ağıra mal olur ki, ruhunun omuzuna yükleyeceği iki kıyyelik silâh bedeline, korkudan gelen kantarlarla ağırlığı taşıyorsun. Ve zahrına yükleyeceğin dört kıyyelik zâde bedel, yüzer batman minneti o kalbine yükletirsin.

Böyle yollarda, âdi bir muhbirin, zaîf bir ihbarı nazar-ı itibara alınır. Halbuki -tevatür derecesinde- kâmil şahid sadıklar ihbar ediyorlar ki; yümn-ü imanla yemin cihetinde gidenler, müddet-i seferlerinde emn ü emandadırlar. Şehre yetiştiklerinde, on yolcudan dokuzuna, herhalde bir nef'-i azîm vardır.

Hem ihbar ediyorlar ki: Dalalet ve betalet ve belâhet şu'muyla (uğursuzluğuyla) sol yolda gidenler, müddet-i seferlerinde, açlık ve korkudan azîm bir ızdırab çekiyorlar. Herşeyden titriyorlar. Çünki aczleri içinde zaîftirler. Herşeye tezellül ederler. Çünki fakirlikleri içinde muhtaçtırlar. Şehre yetiştiklerinde, bir-iki tanesi müstesna, ya hapis veya katledilirler.

Şimdi edna bir aklı olan, ihtimal-i zarar bulunan yolu, zararsız yola, bir hıffet-i zahirî için tercih etmez. Nasıl oluyor ki; kendini mükemmel ve âkıl zannettiği halde, öyle bir yolu tercih eder ki; o yolda yüzde doksandokuz a'zam zarar ihtimali vardır. Hem öyle bir yolu terkeder