şeyleri mahsûs gösterdiği için şu hakikatı bir misal ile izah ve beyan edelim.

Meselâ: Sen istiyorsun ki; şu şehirden İstanbul'a gideceksin veyahut ona gönderiliyorsun. Fakat yolunu, sen ihtiyar edeceksin.

İşte İstanbul'a giden yolun biri sağda, diğeri solda. Bu iki yol, uzun ve kısalıkta müsavidir. Bu iki yolun birisinde menfaat ve zahirî bir külfet var; diğerinde, zarar ve surî bir hıffet var. Sağ taraftaki yoldan gitsen; bil'ittifak zararsızdır. Ehl-i ihtisasın icmaıyla, bir menfaat-ı azîmeyi kazanacaksın. Yalnız her düşmana mukabele edecek, her gıdanın hülâsasını câmi' dört kıyyelik bir çanta ve iki kıyyelik bir silâh ki, mecmuu bir batman ağırlığı kaldıracaksın. Lâkin ruh ve kalbin, minnet ve haşyet sıkletlerinden kurtulacak. Herkese dilenci ve herşeyden çekinmekten kurtulacaksın.

Sol taraftaki yol ise, milyonlar ehl-i şuhudun şehadatıyla, azîm zararlı olduğunu ve muvafık ve muhalifin ittifakıyla, menfaatsiz olduğunu ve bu yola gitsen, yalnız bir hıffet-i zahirî ve bir surî serbestlik var. Ve o lâzım olan silâhı almıyacaksın ve o elzem olan zâd-ı lezizi terkedeceksin. Lâkin bu zahirî hıffetin sana,