gibi, gayet hazîn ve lezzetli bir haleti hissettim. Birden ruhuma baktım ki; eski Said'in ve yeni Said'in tarz-ı hayatını ve tarîk-i hakikattaki tarz-ı hareketlerini ve Risale-i Nur'un te'lif olunan merkezlerini bilmek için Risale-i Nur'un te'lifine merkez ve dershane olmuş olan yerleri gezdim. Sonra gayet zevkli ve neş'eli bir halet içinde iken, sekiz sene hiç gücendirmeden mükemmel bana hizmet eden Sıddık Süleyman bana bir kitab getirdi. Açtım baktım ki, eski Said ile yeni Said'in birbiriyle münazara edip nefs-i emmareyi susturan ve şuhud derecesindeki hakikatları ihtiva eden onüç dersler olup, bu onüç dersin doğrudan doğruya Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın âyetlerinden aynelyakîne yakın bir surette yeni Said'e ders olduğunu ve bütün bu derslerde doğrudan doğruya birinci muhatab Said olduğunu gördüm. Küçük Sözler'in ve bazı mühim Sözler'in çekirdeklerini ve bir kısmının tam izahlarını içinde gördüm.

Hususan bu risalenin âhirinden bir parça evvel, risalet-i Ahmediyeye (A.S.M.) ait olan Ondokuzuncu Söz gayet kısa olduğu halde, gayet büyük ve gayet kuvvetli olduğu için, bu çekirdek olan risaleye aynen girmiş. Demek o Söz, gayet ehemmiyetli olduğu içindir ki, aynen