yükletip bir sefineye bilet alıp girdiler. Birisi, girer girmez yükünü gemiye bıraktı. Üstünde oturdu, nezaret etti. Diğeri hem ahmak, hem mağrur, yükünü yere bırakmadı. Ona denildi: "Şu ağır yükünü gemiye bırak, rahat et." O dedi: "Yok, ben kuvvetliyim. Yükümü hem belimde, hem başımda muhafaza ederim." Ona denildi: "Bizi ve seni kaldıran şu gemi daha kuvvetlidir, daha güzel muhafaza eder. Hem gittikçe kuvvetten düşen belin ve akılsız başın, şu gittikçe ağırlaşan yüklere tâkat getiremiyecek. Hem dahi gemi kaptanı seni böyle görse, ya "Divanedir." der, seni tardeder; ya "Hâindir." der, "Gemimizi ittiham ediyor ve bizimle istihza ediyor, hapsediniz." der. Seni hapsettirir. Hem herkese de maskara olursun. Çünki za'fiyetini gösteren tekebbürün ile, aczini gösteren gururun ile, riyayı gösteren tasannuun ile kendini mudhike yaparsın. Herkes sana gülecek."

O bîçarenin aklı başına geldi. Yükünü yere koydu, üstünde oturdu. "Oh! Allah senden razı olsun! Zahmetten ve hapisten ve maskaralıktan kurtuldum." dedi.

* * *