Evet Said Nursî, gayet câmi' bir istidada mâlik bir zâttır. Bu istidadların hepsinde çok ileri gitmiştir. Cüz' ile küllü, âfâkın en geniş dairesi ile enfüsî dairesini, meselâ zerre ile samanyolunu beraberce dikkatle tedkik eder, onlardaki envâr-ı tevhidi görür, gösterir ve isbat eder. Bir yandan Âlem-i İslâm ve insaniyete uzanan küllî hizmet-i imaniye ile meşgul, bir yandan inziva hayatı geçirerek kalem-i kudretin mektubatı olan fıtratın antika eserlerini, san'at-ı İlahiyenin mu'cizelerini temaşa ve tefekkür ile kitab-ı kâinatı mütalaa eder ve böylece her gün bu müteaddid ulvî vazifeleri yaparak marifet-i İlahiye ve huzurun nihayetsiz ezvak ve envârında terakki eder.

İşte bu halet-i ruhiye ve ahval-i kudsiye Üstad'ın hayatının her safhasında müşahede edildiği gibi, Emirdağı'nda geçirdiği hayatı da hep bu mezkûr mana ile doludur. Lâhikalardaki mektublarda bir derece beyan edilmişse de nâkıstır. Bu tarihçede ancak denizden bir katrecik ile iktifa edilmiştir.

* * *


Said Nursî'nin Denizli Hapsinden tahliyesi ve Emirdağı'na nefyi

Denizli Ağırceza Mahkemesinin Haziran 1944 tarihli beraet kararı ile hapisten tahliye olunan Nur talebeleri memleketlerine gitmişler, Üstad ise Ankara'dan bir emir alıncaya kadar Denizli'de Şehir Oteli'nde kalmıştır. Risale-i Nur talebelerinin hapsi ve muhakemeleri münasebetiyle, Denizli halkı Risale-i Nur'la alâkadar olmuştur. Adliyede iki-üç zât, mahkeme safahatı esnasında Nurlara yakından alâkadarlık göstermişler ve Denizli'de neşrine çalışmışlardır. Bilâhere Nur dairesinde "hâkim-i âdil" ünvanıyla anılan mahkeme reisi ve a'zâları ve hizmetleri dokunan hamiyetperverler, âdilane karar ve gayretleri ile bütün ehl-i imanın süruruna vesile olmak gibi manevî ve ebedî parlak bir makam kazanmışlardır.

* * *


Said Nursî Denizli'de iki ay kaldıktan sonra, Afyon vilayetinin Emirdağ kazasında ikamete memur edilir. Emirdağı'na 1944 senesi Ağustos ayında nefyedilir. İlk önce onbeş gün kadar bir otelde kalır, sonra kira ile bir eve yerleşir; ev kirasını da kendisi verir.