176- Hazret-i Ömer, Peygamberin âhirete göç ettiğine inanamaz bir halde idi. Sonra Hazret-i Ebû Bekir gelip Hazret-i Peygamberin yanına girdi. Peygamberin pâk cismini örten örtüyü kaldırdı ve o pâk vücudu öptü. "Ey Peygamber, senin ölümün de hayatın gibi güzel!.." diye ağladı. Ehl-i Beyt'e teselli vermeğe çalıştı. Sonra Mescid-i Şerife gidip minbere çıktı. İnsanlara şöyle hitab etti: "Ey insanlar! Kim ki Hazret-i Muhammed'e tapıyorsa, bilsin ki, o vefat etti. Her kim Yüce Allah'a tapıyorsa, bilsin ki Allah hayat sahibidir, ölmez." Sonra hiç bir peygamberin dünyada ebedî olarak kalmadığını söyledi. Dinlerinden döneceklerin asla Allah'a zarar veremeyeceklerini, İslâm dininde sebat göstereceklerin mükâfata kavuşacaklarını açıklayarak ashab-ı kiramın kendilerine gelmesini sağladı.

177- Ashab-ı kiramın bütün seçkinleri Beni Saide'nin sofasında topladılar. Biraz münakaşadan sonra Ebû Bekir Hazretleri ittifakla Hazret-i Peygambere halife seçildi. Ondan sonra Peygamber Efendimizin techiz ve tekfini tamamlanarak hastalığında yatmış olduğu hücrede (odada) gömüldü. Önce Hazret-i Peygamberin Ehl-i Beyt'i, sonra diğer erkekler, kadınlar, gençler ve köleler takım takım gelip teker teker namazını kıldılar. Vakit uzadı, ancak çarşamba gecesi seher vaktinde mübarek kabrine konularak saadet bahçesine gömüldü.

Allah'ın yardımı, müminlerin bağlılık ve teslimetleri her zaman O'nun ve O'nun yolunda gidenlerin üzerine olsun.