Büyük kumandan Halid İbni Velid Hazretleri, yanındaki erlerle beraber tedbirsiz yürürken pusuda bulunan Mekkeli müslüman erler de dağıldı. Böylece bozgun bütün İslâm ordusuna sıçradı. Savaş alanında yalnız Peygamber Efendimizle ashabdan birkaç kişi kalmıştı. Hazret-i Peygamberin gösterdiği metanet ve cesaret çok üstündü. Şöyle sesleniyordu: "Ey Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım edenler! Nereye gidiyorsunuz? Geliniz, ben Allah'ın kulu ve peygamberiyim!.." Sonra müslümanlar uykudan uyanır gibi uyandı, toplarlanmaya başladılar. Düşmana çok şiddetli bir saldırıda bulunarak şanlı bir zafer kazandılar.

163- Evtas olayına gelince: Huneyn savaşı sonunda Beni Hevazin kabilesi İslâmiyeti kabul ettiği için azad edilmişti. Kaçan düşmanlardan bazıları "Evtas" denilen vadide toplanmışlardı. Gönderilen bir İslâm birliği tarafından esir edildiler. İçlerinde Beni Sa'd kabilesinden Haris'in kızı "Şeyma" da vardı. Şeyma, Hazret-i Peygamberin süt kızkardeşi idi. Hazreti Peygamber onun esir düştüğünü öğrenince üzüldü ve mübarek gözlerinden yaşlar aktı. Onu okşayıp birçok ikramda bulunduktan sonra kabilesine gönderdi.

Savaştan kaçan Beni Sakıf kabilesi de gidip Taif'e kapanmışlardı. Taif şehri İslâm ordusu tarafından on sekiz gün kuşatıldı. Fakat o sırada fethedilemedi, çember kaldırıldı. Bir yıl sonra Taif halkı gelip müslüman oldular.

Tebük Savaşı

164- Hicretin dokuzuncu yılı idi. Romalıların Şam'da İslama karşı büyük bir ordu hazırlamış oldukları haberi geldi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz otuz bin kişilik bir ordu ile Medine'den çıkarak "Tebük" denilen yere kadar vardı. Yirmi gün orada kaldı. Fakat düşmandan hiç bir hareket görülmedi. Artık Şam'a kadar gidilmesi uygun görülmeyerek Medine'ye dönüldü.

165- Tebük seferi sırasında Medine'de kıtlık vardı. İslâm ordusu güçlükler içinde hazırlanmış olduğundan bu orduya Ceyşü'l-Usre (Güçlük Ordusu) denilmiştir. Bu orduya, zenginlerin yanı sıra fakirler de yardıma koşmuştu. Bir çok kadınlar küpelerini, bileziklerini ve mücevherlerini bağış yaptılar.

Hazret-i Ebû Bekir, bütün malını getirip teslim etti. Hazret-i Ömer malının yarısını verdi. Hazret-i Osman, Şam'a göndermek üzere hazırladığı bir ticaret kervanını tamamen bağışladı. İşte bunlar, bizler için Allah yolunda yapılan birer fedâkârlık örneğidir.

166- Tebük seferi esnasında bazı kabilelerle münafıklardan birçokları birer bahane ile sefere katılmayıp geri kalmışlardı. Bir kısım münafıklar: "Böyle sıcak bir mevsimde yola çıkılır mı? Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem), Roma devletini oyuncak mı sanıyor?" diye insanlara korku ve ürkeklik veriyorlardı. Hatta yolculuk esnasında Hazret-i Peygamber'in devesi kaybolmuştu. Münafıklardan biri: "Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) peygamberim diyor, yerden gökten haber veriyor, fakat devesinin nerede olduğunu bilmiyor," demişti.