denilen Habeş Hükümdarı "Ashane"ye, Mısır Hükümdarı "Muhavkıs"e, Doğu Roma İmparatoru "Hirakl"e, Şam Meliki olup Hirakl'in bir valisi hükmünde olan "Haris"e, Yemame Meliki Hıristiyan Ali oğlu "Hevze"ye, İran hükümdarı "Hüsrev Perviz"e ve başkalarına hitab edilerek yazılmıştı.

152- Necaşi, Hazret-i Peygamberin mektubunu alır almaz öpüp yüzüne gözüne sürmüş ve Habeştan'a hicret etmiş bulunan Hazret-i Cafer'in huzurunda İslâmiyeti kabul etmişti.

Mısır Hükümdarı da Hazret-i Peygamberin elçisine hürmet etmiş ve peygamberimize dört cariye ile Düldül adındaki meşhur katırı hediye olarak göndermişti. Bu cariyelerden biri "Mariye" (radıyallahu anha)'dır ki, Peygamber Efendimizin İbrahim adındaki oğlu bundan doğmuştur. Rum Kayseri de birçok hediyeler göndermiş; fakat kavminden çekindiği ve saltanatına düşkün olduğu için müslüman olmamıştı.

Haris ise, Peygamberin mektubunu yere atmış olduğundan peygamberin duası ile az sonra kahrolup cehenneme gitmiştir.

Yemame Meliki de; "Hazret-i Peygamber beni kendisine Başvezir yaparsa müslüman olurum, değilse kendisi ile savaşırım," diye terbiyesizce hareket ettiğinden az sonra helak olmuştur.

Acem Hükümdarı da, mektubu alır almaz parçalanmış olduğundan Peygamber Efendimiz şöyle dua etmişti: "Allah'ım! O benim mektubumu nasıl parçaladıysa sen de onun mülkünü öyle parçala!..."

Az sonra İran Devleti parçalandı, büsbütün sönüp İran ülkesi müslümanların eline geçti.

Umretü'l-Kaza ve Mu'te Savaşı

153- Peygamber Efendimiz Hicretin yedinci yılı Zilkade ayında Umre için (Kâbeyi tavaf ve sa'y için) Medine'den iki bin ashabı ile çıktı. Ashabın ileri gelenlerinden meşhur şair Abdullah İbni Revahe de önde yürüyerek güzel şiirler okuyordu. Peygamber Efendimiz Hudeybiye Andlaşmasına dayanarak Mekke'de yalnız üç gün kaldı. Sonra Medine'ye döndü.

Bu Umre, Hicretin altıncı yılında yapılması istenilen ve fakat Hudeybiye olayı sebebiyle yerine getirilemeyen Umre'ye bedel olduğundan buna "Umretü'l-Kaza (Kaza umresi)" denilmiştir.

154- Mu'te savaşına gelince: Bu da Hicretin sekinci yılında olmuştur. Şöyle ki: Peygamber Efendimiz Busra valisine, Haris İbni Umeyr ile bir mektub göndermişti. Haris, Şam diyarında "Mu'te" denilen yere varınca, elçi olduğu bilindiği halde, Rum Kayser'inin kumandanlarından "Şürahbil" tarafından şehid edildi. Bundan dolayı Şürahbil üzerine üç bin kişilik bir ordu gönderildi. "Vadi'l-Kıra"