169- O gün akşam üstü:

"Bugün size dininizi tamamladım," âyet-i kerîmesi nazil oldu.

Bu âyet-i kerîme, İslâm dininin en mükemmel ve en son din olduğunu gösteriyor. Bu din ile müslümanlara ne büyük nimetler verildiği ve İslâm'dan başka hiç bir dinin geçerli olmadığı adı geçen âyet-i kerîmenin devamından açıkça anlaşılıyor.

Her müslüman, kavuştuğu bu büyük nimet ve mutluluğu bilir, takdir eder, buna aykırı hiç bir söz ve hareket aklına gelemez.

Bu âyet-i kerîme, Hazret-i Peygamber'in âhiret âlemine göçeceklerine işaret ediyordu. Çünkü artık Peygamberin kutsal görevi tamamen yerine getirilmiş, insanlar kısım kısım İslâm dinine girmiş ve girmeye devam ediyordu. Artık Hazret-i Peygamber'in Yüce Allah'ın sonsuz rahmetine kavuşması zamanı gelmişti.

170- Hazret-i Peygamber "Mina" denilen kasabaya inince bir hutbe daha okudu. İnsanlara şöyle hitab etti:

"Ey insanlar! Her birinizin canı ve malı diğerine haramdır. Kıyamet gününde Rabbınızın huzuruna çıkacaksınız. O da, size yaptıklarınızdan soracak ve yaptıklarınızın karşılığını verecektir. Sakın benden sonra, gayrimüslimler gibi, ayrılığa düşerek birbirinizin boynunu vurmayın. Ey topluluk! Hac işlerini ve yapılma şeklini benden öğreniniz. Bilmem ama, belki bundan sonra benimle bir daha buluşamazsınız."

Bu hac, Peygamber Efendimizin son haccı olmuştu. Bu hac görevini Mekke'de on gün içinde tamamladı. Oradaki mü'minlerle vedalaşarak Medine'ye döndü. Bundan dolayı bu hacca "Haccetü'l-Veda (Veda haccı)" denilmiştir.

Peygamber Efendimizin Ahirete Göç Etmeleri

171- Peygamber Efendimiz, Veda haccından sonra ahiret hazırlıklarına başlamıştı. Hicretin on birinci yılı Sefer ayının son günlerinde şiddetli bir baş ağrısı ile ateşli bir hastalığa tutuldu. Hastalığı ağırdı; buna rağmen Mescid-i Saadete çıkıp bir hutbe okudu. Ashabı kirama çok yüksek bir ifade ile hitab etti. Onlara yüksek bir adalet ve fazilet ve bir hakseverlik dersi vermek için şöyle buyurdu:

"Ey insanlar! Her kimin arkasına vurmuşsam, işte arkam! Kalksın bana vursun. Her kimin bende alacağı varsa, işte malım! Gelsin alsın."

Kendisinden sonra, Arab Yarımadası'ndan müşriklerin çıkarılmasını emretti. Çevreden gelecek elçilere ikramda bulunulmasını öğütledi. Sonra ahiret âlemine göçeceğine işaret eden şu konuşmayı yaptı:

"Yüce Allah, kulunu, dünya ile kendisine kavuşma arasında serbest bıraktı. O kul da, O'na kavuşmayı seçti."