Meslek-Meşreb

Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi; Risale-i Nur eserlerinde ve Lahika mektuplarında, Risale-i Nur’un meslek ve meşreb düsturlarını sarihan, vazıhan, mücmelen vâ’z ve beyan etmiştir.

Nur Talebeleri; Risale-i Nur eserlerini ve Lahikaları devamlı okuyarak ve bilhassa ameli ve tatbiki hakikatları not edip (halen, kalen, fiilen ve kalemen) bu Kur’anî düsturlarla amel ederse veya ihlasla amil olmaya cehd ederse; Kur’anî, imanî ve mücahidane (Nur-u Kur’an hizmeti) olan Risale-i Nur hizmetinde, ömrü boyunca muvaffak olur. Ve bu muvaffakiyetinde bilerek veya bilmeyerek herhangi bir varta’ya düşmez. Sair şeylerin usulleriyle hareket etme varta-i azimine düşerek, ömür dakikalarını zayi etmez ve ettirmez...

Temayülü muhtelif olanlar dahi, bu esasat dahilinde meslek-i Nuriye’nin bâki ve uhrevî semere ve netice veren hizmet tarzından, başka hizmet tarzı benimsemeyerek ve bu metodla çalışarak saadet içinde yaşarlar.

“Şu dinî meslek de güzeldir, fakat benim meslek-i nuriyem daha güzeldir” der ve ehl-i imanla tartışmazlar. (Nurları okuyarak) Nurların neşir ve tamimine, muhabbetle, aşk ve şevkle hayatları boyunca devam ederler.

Evet ehl-i dava ve dirayetçe; malum, müsellem ve mücerrebtir ki; “Âlâka inkisam etse, himmet zaafa uğrar.” Bu ise farkında olmayarak muvaffakiyetsizliğe (fani ve afaki şeylerle tevaggüle) düçar eder...

Meslek, meşreb ve Kur’ani hizmet tarzına hasr-ı nazar edenler, bütün himmet, hizmet, merak ve alakasını, maddi ve manevi cihazatını, ikdam ve gayretini mesleğine, iman ve islamiyete hizmet tarzına teksif edenler, mesleklerinin neşir ve tamimine sebep ve hizmetkar olmak gibi, iki cihan saadetini içinde toplayan bir Saadet-i Ebediyeye nail olurlar.

“Mâlayani ile iştigal, maksadı geri bırakır.” (Mesnev-i Nuriye)